| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bayanlara Özel moda Dünyası,vucut,sac,ve Cilt Bakımı, Güzellik, Diyet, Makyaj, Moda,zayıflama,yemek tarifleri,

bayan giyim,spor giyim,takı aksesuar,model,kozmetik,tasarım, Güzellik, Diyet, Makyaj, Moda, Evlilik, kadın hastalıkları, kadın doğum, kadın sağlığı, güzel kadın, kadın giyim,cilt bakımı, gelinlik modelleri, abiye, damatlık, hüsniye moda, husniye gelinlik, gelinlik ve gelin aksesuarları, gelinlik abiye toptan, gelinlik siteleri,Miss Model Of Turkey, kozmetik, Moda haberleri, moda türkiye, moda turkey, moda turkiye, Moda, Güzellik, Kadın Sağlığı, Parfüm, Estetik, Diyet, Makyaj,2008 yaz Modası, giyim, bayan giyim, erkek giyim ,kadın, giyim kadın, iç giyim ,mango giyim ,2008 - ateş kırmızısı,kısa model elbiseler,Kategori, kisa abiyeler, çok özel nişanlık elbiseler , nişanlık modelleri, sırt dekolteli abiye modeli,Dantel Ornekleri ,Danteller ,Dantel Sehpa Örtüsü, Hamile Elbiseleri,Hamile Kıyafetleri, MAC 'dan yeni model makyaj malzemeleri,İtalyan tasarımcılara ait Gelinlik modelleri, Tanım, çocuk ve bebek sağlığı,ağız ve diş sağlığı,bel ve boyun fıtığı,fizik,Tırnak,Estetik,Kadın,Kozmetik, diyet güzellik makyaj moda aşk,uzun saç modeli,modelleri, kısa saç modeli, modelleri, erkek saç modeli, modelleri, abiye topuz modeli,modelleri, gelin ,Kadınlara Dair ,kadın,kadin,diyet,kadın,zayıflama,egzersiz,yapma,yürüyüş,koşu,kros,örgü,dantel,yemek kısacası hayata, ve kadına, dair herşey burada,Kadın, cilt bakımı, saç bakımı,diyet, zayıflama,aşk,Kadına dair aradığınız herşey,yemek tarifleri,

12 "cilt bakımı" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"cilt bakımı" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Cilt Bakımında 7 Yanlış

Cilt Bakımında 7 Yanlış

Cilt Bakımında 7 YanlışCilt Bakımında 7 Yanlış

Dermatologlar, cilt bakımı için yaptığınız en kötü hataları açıklıyor ve sıkça yapılan bu 7 güzellik yanlışını düzeltmeniz için çözüm yöntemleri sunuyor.

1 . yanlış
Siz sigara içmiyorsunuz ama içen arkadaşlarınızla vakit geçiriyorsunuz.

Zararı: Bir başkasının sigarasından çıkmasına rağmen, sigara dumanı cildinizi mahveder. Sigara dumanındaki kimyasallar (karbon monoksit, katran, nikotin v.b.) direkt gözeneklerinize işler. Bu toksinler vücudunuzun hücreleriyle temas ettiğinde ise, cildinize yumuşaklık veren ve direnç kazandıran yapıyı bozup, erken yaşlanmayı tetikler. Ayrıca cildin kendi kendini yenileme özelliğine de zarar verir.

Yönteminizi değiştirin: Sigarasız ortamlarda kalmaya çalışın ama kendinizi bir duman bulutunun ortasında bulursanız da, içenlerden mümkün olduğu kadar uzak durun ve iyi havalandırılan yerlere yönelin (teraslı ya da dışarıda oturulabilen bar ya da restoranlar). Eve dönünce de duşa girip saçınızla cildinize bulaşmış artıkları çıkarın. Hemen ardından da, C ve E vitaminleri içeren antioksidan özellikli bir nemlendirici kullanın.

2. yanlış
Tatile çıkmadan önce birkaç kez solaryuma giriyorsunuz.

Zararı: Hoş bir bronzluk için ilk temelleri atıyor olabilirsiniz ama cildinize verdiğiniz hasar plajda yaşayabileceğiniz herhangi bir yanığa eşit, hatta daha da fazladır. En yeni modellerinin yaydığı UVA radyasyonu güneşin yaydığından 15 kat daha fazla. Bu aslında sizi yakmaz ama derinizden derinlere işleyerek dokulara ve hücrelere zarar verir ki bu da cilt kanseri riskinizi arttırır.

Bir araştırma sonucuna göre; düzenli bir şekilde solaryuma girmenin, melanoma (cilt kanserinin en ölümcül türlerinden biri) yakalanma ihtimalini yüzde 55 arttırdığı belirlenmiş. 20-29 yaş arası kadınlarda melanom olasılığı, yapay güneşlenme tekniklerini kullanmayanlara göre yüzde 158 daha fazla bulunmuş.

Yönteminizi değiştirin: Yanmak için solaryuma girmekten başka birçok seçeneğiniz var. Mesela yeni bronzlaştırıcılar. Yüz ve göğüs için, aloe ve E vitamini katkılı Clarins Intense Bronze Self Tanning Tint ve vücut için de cilde hızla işleyen ve gliserin ile yumuşatan Avon Skin-So-Soft Glow Daily Body Moisturizer''ı deneyebilirsiniz.

3. yanlış
Cildinize her gün, hatta bazen günde iki kez peeling işlemi yapıyorsunuz.

Zararı: Evet, ölü hücrelerin atılmasını sağladığı için yararlı olabilir. Ancak fazlası, kesinlikle yarar sağlamak yerine zarar verir. Pek çok kadın baştan aşağa keselenir, gün içinde kimyasal bir dökücü olan alfa hidroksi asitlerini (AHA) içeren losyon kullanır ve gece de retinoid gibi dökücüleri içeren kremler sürer. Tüm bunlar, tek bir günde üç ayrı soyma işlemi demektir. Bu da cilde zarar verir. Çünkü bu işlemler, cildin doğal koruyucu lipid yağ bariyerini ortadan kaldırır ve cildin doğal yapısını bozar.

Yönteminizi değiştirin: Kendinize günde en fazla iki metodu kullanacak şekilde sınır koyun. Aynı günde hem peeling etkisi gösteren bir krem hem kese hem de retinoidleri kullanmayın ve kullandıklarınızın da içeriklerini mutlaka inceleyin. Yüzünüz için aşırı ovalama gerektirmeden ölü hücrelerin atılmasını sağlayan ve AHA içeren bir temizleyici kullanın. Ardından ölü hücreleri dökücü içeriğe sahip bir gece veya gündüz nemlendiricisi (ama her ikisini değil) edinin. Haftada bir olarak da, sakinleştirici jojoba özleri içeren bir temizleyiciyle cildinizi rahatlatın.

 

 Cilt Bakımında 7 Yanlış,güzellik,güzel görünme,güzellik için yapılması gerekenler,güzelliğin püf noktaları,güzellik için ne yapılır,güzel vücuda sahip olma,güzel cilde sahip olma,güzel bayan,güzellik ve bakım,cilt,cilt bakımı,cilt güzelliği,cilt güzelleştirme,cilt bakım ürünleri,cilt temizleme,cilt beyzlatma,beyaz cilde sahip olma,cilt canlandırma,vücut bakımı,vücut güzelliği,vücut parlatma,vücut,saglık,cekici vücuda sahip olma

Meyve ve Sebzelerle Güzellik

Meyve ve Sebzelerle GüzellikMeyve ve Sebzelerle Güzellik

Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü''nden Uz. Dr. Ayfer Aydın cildinize, saçlarınıza, tırnaklarınıza ve gözlerinize canlılık katabilmenin için önerileri sıraladı. Dış görüntümüz iç sağlığımızın aynasıdır ve yediğimiz gıdalar da dış görünüşümüzü önemli ölçüde etkiler. Cildimiz yalnızca vücudumuzu kaplamaz aynı zamanda vücudumuzun önemli ve en büyük parçasıdır; yediklerimizden doğrudan etkilenir.

Yiyip içtiğimiz herşey, meyveler ve sebzeler cilt sağlığımız için büyük önem taşır. İşlenmiş ve katkı maddeleri içeren hazır gıdalar, tütsülenmiş etler, dondurucuda bekletilmiş hazır yiyecekler son derece sağlıksızdır.

Su, cildiniz için hayattır
Cildimiz önemli bir toksin atma yoludur. Vücudumuz yabancı maddelerle, zararlı atıklarla dolduğunda diğer boşaltım kanalları zorlanır ve vücudumuz bu atıkları cildimiz yoluyla, ter ile dışarı atmaya çalışır. Bu durum da ciltte çeşitli hastalıkların baş göstermesine neden olabilir. Yaşla birlikte deri giderek nem oranını ve esnekliğini kaybeder. Bunu çok ucuz ve çok sağlıklı bir şekilde çözecek tek şey bol su içmektir.

Bol su içmekle derinin hem nem oranı artar hem de su yolu ile çok sayıda toksin atılarak cildimiz parlak, diri ve genç kalır. Günde an az iki litre su içerek hücreleri temizlemek, dolgunlaştırmak ve kırışıklıkları azaltmak mümkündür. Kahve, çay ve meyve suyu gibi farklı sıvı gıdalar tüketmek cildin su ihtiyacını karşılamaz. Alkol almayın, kahve ve soda içmeyin çünkü bunlar idrar söktürücüdür ve su kaybına neden olurlar.

Taze bir cilt için taze meyve sebze
Canlı ve ışıltılı görünümlü bir cilt için bol miktarda çiğ meyve, sebze ve bunların sularını tüketmek gerekir. Çünkü bu besinler pişirildiklerinde zarar görür ve faydalı özelliklerini kaybeder. Bu besinlerin içerdiği yüksek miktarda sıvı da vücuda alınan suyu destekler. Çiğ sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeni; cildi korur, yeniler, esnekliğini sağlar ve sağlıklı bir ışıltı verir. Kabuklu çiğ yemişler ve tohumları tüketmek de son derece faydalıdır. Unutmamak gerekir ki; bunlar ısıya duyarlıdır ve pişirildiklerinde hücrelere fayda sağlayacak pek çok özelliklerini kaybederler.

Cilt sağlığını korumak için;

  • C Vitamini: Kolajen yapı için gereklidir, cilt esnekliğini sağlar. Narenciyelerde, kivi, orman meyveleri ve maydanozda bulunur.
  • Çinko: Kolajen yapı için çok önemlidir ve saçın beyazlamasını engeller. Kabak çekirdeği ve zencefil kökünde bulunur.
  • Sülfür: Bütün bağlayıcı dokuların inşa edilmesine yardımcı olur. Lahana, brokoli, sarımsak ve soğan en zengin kaynaklarıdır.
  • Silika: Cilt esnekliğinin korunmasını sağlar, kemikleri güçlendirir, sağlıklı tırnaklar ve parlak saçların oluşmasını sağlar. Salatalık, domates, dolmalık biber ve yulafta bulunur.
  • Magnezyum: Hücre zarlarındaki su pompalamayı kontrol eder, bu da atıkların temizlenmesini sağlar, aşırı tuz ve diğer toksinlerin neden olduğu fazla su tutulmasının önüne geçerek hücreyi rahatlatır. Yeşil yapraklı sebzeler en iyi kaynaklarıdır.
  • Beta karoten: Güneş yanığına karşı korur. Havuç ve yeşil yapraklı sebzeler önemli beta karoten kaynaklarıdır.
  • E Vitamini: Çözülebilir antioksidan bir yağdır, hücre zarlarının korunmasına yardımcı olur. Zeytin, avokado, kabuklu yemişler, tohumlar ve tabii ki yeşil sebzelerde bulunur.
  • Temel yağ asitleri: Bütün hücre duvarlarının önemli bir bileşkenidir. Cildin elastikiyetinin korunmasında anahtardır. Cildin doğal yağlarını dengeler ve canlı bir görüntü sağlar.
  • Zayıf beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek sağlıklı gıdalar tüketin, cildinizdeki, saçlarınızdaki ve tırnaklarınızdaki değişimi izleyin. Güzelliğiniz için yiyin, hem kendinizi daha iyi hissedin hem de daha güzel görünün.

 

Sıkılaştırıcı Yüz Maskesi ve Yüz Temizleyicisi Tarifi

Sıkılaştırıcı Yüz Maskesi ve Yüz Temizleyicisi TarifiSıkılaştırıcı Yüz Maskesi ve Yüz Temizleyicisi Tarifi

Sıkılaştırıcı yüz maskesi:

1 yemek kaşığı balı, 1 yumurta beyazını, 1 çay kaşığı gliserini mikserde çırpın. Karışımı yüzünüze ve boynunuza sürün. 10 dakika kadar bekledikten sonra ılık suyla yıkayın.

Yüz temizleyicisi:

1 yemek kaşığı balı, 1 avuç ince çekilmiş badem ve ½ çay kaşığı limon suyuyla karıştırın. Karışımı yüzünüze sürüp bir süre ovalayın. Cildinize iyice nüfuz ettiğinden emin olduktan sonra bol suyla yüzünüzü yıkayın.

 Sıkılaştırıcı Yüz Maskesi ve Yüz Temizleyicisi Tarifi,güzellik,güzel görünme,güzellik için yapılması gerekenler,güzelliğin püf noktaları,güzellik için ne yapılır,güzel vücuda sahip olma,güzel cilde sahip olma,güzel bayan,güzellik ve bakım,cilt,cilt bakımı,cilt güzelliği,cilt güzelleştirme,cilt bakım ürünleri,cilt temizleme,cilt beyzlatma,beyaz cilde sahip olma,cilt canlandırma,vücut bakımı,vücut güzelliği,vücut parlatma,vücut,saglık,cekici vücuda sahip olma

Hangi Cildin Hangi Vitamine İhtiyacı Var

Hangi Cildin Hangi Vitamine İhtiyacı VarHangi Cildin Hangi Vitamine İhtiyacı Var

Cilt yaşlanmasını durdurmak mümkün değil. Ama ‘antiaging'' kremleriyle bu süreci yavaşlatmak mümkün olabilir. Yaşlanma sürecinde, genç ve olgun ciltler için farklı ürünler kullanmak gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökhan Okan, C vitaminli, meyve asitleri içeren ve antioksidan özel liği olan kremleri 30-35 yaş arasındaki kişilere önerdiklerini belirtiyor. Daha olgun ciltlerde ise A vitamini, peptit içeren kremlerin kullanılması cildin yaşlanmasını geciktiriyor.

Dr. Gökhan Okan, yaşlanan cildin 4 özelliğini şöyle sıralıyor:

  • Yaşlanan ciltte incelme oluşuyor
  • Kolajenin azalmasıyla birlikte cilt gerginliğini kaybediyor, kırışıklıklar gözleniyor
  • Pigment hücrelerinin düzensiz çalışması nedeniyle ciltteki renk değişikleri artıyor
  • Ciltteki nemlilik azaldığından kuruluk oluşuyor
Yaşlanma ise iki nedenle oluşuyor:
  • Yaşa bağlı yaşlanma (içsel yaşlanma)
  • Dışsal faktörlerle oluşan yaşlanma

Yaş ilerliyor, DNA yenilenmesi yavaşlıyor

Yaşa bağlı yaşlanma Bu kaçınılmaz bir durum. Tüm insanlarda yaş ilerledikçe hücrelerin çoğalmasında ve DNA''nın yenilenmesinde azalma oluyor. Hücrelerin büyümeleri yavaşladığı için cilt inceliyor. Bu süreç 20''li yaşların sonunda başlıyor. Dışsal faktörlerle oluyor. Güneşin zararlı UV ışınları, alkol ve sigara alışkanlığı, gürültü, hava kirliliği, yanlış kozmetik kullanımı buna neden oluyor. Bu nedenle güneşin zararlı ışınlarına karşı koruyucu ürünlerin kullanılması, cilde uymayan kozmetik ürünlerin kullanılmaması, alkol ve sigara tüketilmemesi gerekiyor. Tüm bunlara ilaveten, cildi zararlı etkilerden koruyan dermo kozmetik ürünlerle cilde takviye yapılıyor.

Kırışık kremlerine 30''larda başlayın
Kadınların yaşlanmayı geciktirmek, daha genç, güzel, sağlıklı ve doğal görünümlü bir cilde sahip olmaları için, 30''lu yaşlarından itibaren ciltlerine uygun antiaging ürünleri kullanmaları gerekiyor.

Dr. Gökhan Okan, cildi gençleştiren ürün grupları hakkında şu bilgileri verdi:
"A vitamini içeren kremler Bu kremlerin cildi gençleştirici etkiye sahip olduğu bilimsel olarak da kanıtlandı. A vitamini, ciltteki kolajen salgısını artırıyor, derinin gerginliğini sağlıyor. Soyucu özelliği var, bu sayede yıpranmış cildin altından taze bir derinin gelmesini sağlıyor. Cildimizdeki düzensiz pigmentasyonu (renk artışı) azaltıyor. Güneş lekelerinin hafiflemesine yardımcı oluyor. Ancak burada ürünün içeriğine dikkat edilmesi gerekiyor. Bu kremleri hekimlerin reçetelemesi, ürün içeriklerinin doğru oranda, uygun konsantrasyonda ve doğru ciltte kullanılması önem taşıyor.

Alfa Hidroksi Asitleri AHA (meyve asitleri) Meyve asidi içeren antiaging ürünlerinin de cilde yararları bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu ürünler cildin rengini açıyor. Meyve asitleri hyarulonik asit salgılanmasını artırıyor. Su tutucu özelliğe sahip olan hyaluronik asit cilde nem kazandırıyor. Piyasada da çok fazla meyve asiti içeren krem bulunsa da, bu etkiyi yapacak oranda bulunması önem taşıyor. Güçlü antiaging etki elde edebilmek isteniyorsa A vitamini içeren ürünle birlikte meyve asidi içeren ürün beraber kullanılabilir. İki ürünün birlikte yaratabileceği tahriş konusunda dikkatli olunması gerekiyor" dedi.

Sigara içenler C vitaminli krem kullanmalı
Antioksidan ürünlerin birkaç çeşidi bulunuyor. Ancak içlerinde en tanınmışı C vitaminli antioksidan kremler. C vitaminli kremler, güneşten kaynaklanan yaşlanmalarda öneriliyor. Çok sigara içenlerin C vitaminli krem kullanması büyük önem taşıyor. Sigara vücuttaki C vitamininin idrarla atılmasına neden olduğundan, kandaki C vitamini azalıyor. Dışardan verilen krem de vücudun sigara ile kaybettiği vitaminin geri verilmesini sağlıyor. Uygun konsantrasyonda harici kullanılan C vitamininin, C vitamini içeren tabletlere göre deriyi ultraviyole hasarına karış çok daha iyi korduğu ispatlanmıştır.

E vitaminli kremler Güçlü bir antioksidan olup, nemlendirici, güneşin zararlı etkilerinden deriyi koruyu özelliği vardır.

Alfa lipoik asit Çok güçlü bir antioksidandır. Serbest radikallerin deriye zarar vermesini durdurur, fotoyaşlanmayı geciktirir.

Bitki büyüme hormunu gençleştiriyor

Bitkisel kökenli kremler
Sıkça kullanılan ‘dermo kozmetik'' kavramı, istenilen kozmetik etkiyi fizyolojik reaksiyonlar sonrasında sağlayan kozmetik ürünleri tarif ediyor. Bitkisel kökenli kremlerden ikisi özellikle üzerinde çok fazla çalışılan bitkisel kökenli dermokozmetik grubuna giriyor.
Kinetin bitki büyüme hormonu içeren kremler, ciltteki kolajenin artmasını sağlayarak derinin gergin olmasına yardımcı oluyor. Düzensiz renk artışının ve ince çizgilerin azalmasını sağlıyor. Çok hassas ciltlerde bile kullanılabiliyor. Üzüm çekirdeği ekstresi içeren kremler de cildin daha genç ve canlı görünmesini sağlıyor. Cilde zarar veren serbest radikalleri önlüyor.

Peptit içeren kremler
Bunlar aminoasitlerin bir araya gelmesinden oluşuyor. Sinirden kasa uyarının gitmesini durduruyor. Kas kasılamadığı için kırışıklık da olmuyor. Peptit içeren kremler de iki kaş arası kırışıklıklar, kaz ayakları, göz çevresi ve alında öneriliyor. Ancak bu kremler kırışıklıkların azaltılmasında etkili olsa da, botoksun etkisini göstermiyor. Kaslar derinin en alt tabakalarında yer alıyor. Dıştan sürülen ürünün en alta kasa kadar gitmesi biraz zor. Botokstan korkanlara önerilebilir.

Topikal östrojenler
Menopozdan sonra yaşlanma artıyor. Östrojen cildin nemini artırıyor, vücudun su tutmasını sağlıyor, saçları güçlendiriyor, menopoz sonrası kanda östrojen azalıyor, deride kuruma, saçlarda dökülme oluyor, derinin gerginliği ve kolajen salgısı azalıyor. Östrojen azalması da hücrelerin yaşlanmasına neden oluyor. Eğer kadın doğum uzmanları dışarıdan hormon replasman tedavisi öneriyorsa, hastanın kullanmasında sakınca yoksa bunlar da cilde yararlı oluyor. Harici hormonlar ve vücutta östrojenik etki gösteren bitkisel kökenli kremler uygun alternatif olabilir. Bu ürünlerin uygun kişilerde, kısa sürede kullanılmasına özellikle dikkat edilmesi, zararlı sistemik etkileri tetiklemediğinden emin olunması gerekiyor.

Hangi Cildin Hangi Vitamine İhtiyacı Var,güzellik,güzel görünme,güzellik için yapılması gerekenler,güzelliğin püf noktaları,güzellik için ne yapılır,güzel vücuda sahip olma,güzel cilde sahip olma,güzel bayan,güzellik ve bakım,cilt,cilt bakımı,cilt güzelliği,cilt güzelleştirme,cilt bakım ürünleri,cilt temizleme,cilt beyzlatma,beyaz cilde sahip olma,cilt canlandırma,vücut bakımı,vücut güzelliği,vücut parlatma,vücut,saglık,cekici vücuda sahip olma

Meyve ve Sebzelerle Güzellik

Meyve ve Sebzelerle GüzellikMeyve ve Sebzelerle Güzellik

Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü''nden Uz. Dr. Ayfer Aydın cildinize, saçlarınıza, tırnaklarınıza ve gözlerinize canlılık katabilmenin için önerileri sıraladı. Dış görüntümüz iç sağlığımızın aynasıdır ve yediğimiz gıdalar da dış görünüşümüzü önemli ölçüde etkiler. Cildimiz yalnızca vücudumuzu kaplamaz aynı zamanda vücudumuzun önemli ve en büyük parçasıdır; yediklerimizden doğrudan etkilenir.

Yiyip içtiğimiz herşey, meyveler ve sebzeler cilt sağlığımız için büyük önem taşır. İşlenmiş ve katkı maddeleri içeren hazır gıdalar, tütsülenmiş etler, dondurucuda bekletilmiş hazır yiyecekler son derece sağlıksızdır.

Su, cildiniz için hayattır
Cildimiz önemli bir toksin atma yoludur. Vücudumuz yabancı maddelerle, zararlı atıklarla dolduğunda diğer boşaltım kanalları zorlanır ve vücudumuz bu atıkları cildimiz yoluyla, ter ile dışarı atmaya çalışır. Bu durum da ciltte çeşitli hastalıkların baş göstermesine neden olabilir. Yaşla birlikte deri giderek nem oranını ve esnekliğini kaybeder. Bunu çok ucuz ve çok sağlıklı bir şekilde çözecek tek şey bol su içmektir.

Bol su içmekle derinin hem nem oranı artar hem de su yolu ile çok sayıda toksin atılarak cildimiz parlak, diri ve genç kalır. Günde an az iki litre su içerek hücreleri temizlemek, dolgunlaştırmak ve kırışıklıkları azaltmak mümkündür. Kahve, çay ve meyve suyu gibi farklı sıvı gıdalar tüketmek cildin su ihtiyacını karşılamaz. Alkol almayın, kahve ve soda içmeyin çünkü bunlar idrar söktürücüdür ve su kaybına neden olurlar.

Taze bir cilt için taze meyve sebze
Canlı ve ışıltılı görünümlü bir cilt için bol miktarda çiğ meyve, sebze ve bunların sularını tüketmek gerekir. Çünkü bu besinler pişirildiklerinde zarar görür ve faydalı özelliklerini kaybeder. Bu besinlerin içerdiği yüksek miktarda sıvı da vücuda alınan suyu destekler. Çiğ sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeni; cildi korur, yeniler, esnekliğini sağlar ve sağlıklı bir ışıltı verir. Kabuklu çiğ yemişler ve tohumları tüketmek de son derece faydalıdır. Unutmamak gerekir ki; bunlar ısıya duyarlıdır ve pişirildiklerinde hücrelere fayda sağlayacak pek çok özelliklerini kaybederler.

Cilt sağlığını korumak için;

  • C Vitamini: Kolajen yapı için gereklidir, cilt esnekliğini sağlar. Narenciyelerde, kivi, orman meyveleri ve maydanozda bulunur.
  • Çinko: Kolajen yapı için çok önemlidir ve saçın beyazlamasını engeller. Kabak çekirdeği ve zencefil kökünde bulunur.
  • Sülfür: Bütün bağlayıcı dokuların inşa edilmesine yardımcı olur. Lahana, brokoli, sarımsak ve soğan en zengin kaynaklarıdır.
  • Silika: Cilt esnekliğinin korunmasını sağlar, kemikleri güçlendirir, sağlıklı tırnaklar ve parlak saçların oluşmasını sağlar. Salatalık, domates, dolmalık biber ve yulafta bulunur.
  • Magnezyum: Hücre zarlarındaki su pompalamayı kontrol eder, bu da atıkların temizlenmesini sağlar, aşırı tuz ve diğer toksinlerin neden olduğu fazla su tutulmasının önüne geçerek hücreyi rahatlatır. Yeşil yapraklı sebzeler en iyi kaynaklarıdır.
  • Beta karoten: Güneş yanığına karşı korur. Havuç ve yeşil yapraklı sebzeler önemli beta karoten kaynaklarıdır.
  • E Vitamini: Çözülebilir antioksidan bir yağdır, hücre zarlarının korunmasına yardımcı olur. Zeytin, avokado, kabuklu yemişler, tohumlar ve tabii ki yeşil sebzelerde bulunur.
  • Temel yağ asitleri: Bütün hücre duvarlarının önemli bir bileşkenidir. Cildin elastikiyetinin korunmasında anahtardır. Cildin doğal yağlarını dengeler ve canlı bir görüntü sağlar.
  • Zayıf beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek sağlıklı gıdalar tüketin, cildinizdeki, saçlarınızdaki ve tırnaklarınızdaki değişimi izleyin. Güzelliğiniz için yiyin, hem kendinizi daha iyi hissedin hem de daha güzel görünün.
güzellik,güzel görünme,güzellik için yapılması gerekenler,güzelliğin püf noktaları,güzellik için ne yapılır,güzel vücuda sahip olma,güzel cilde sahip olma,güzel bayan,güzellik ve bakım,cilt,cilt bakımı,cilt güzelliği,cilt güzelleştirme,cilt bakım ürünleri,cilt temizleme,cilt beyzlatma,beyaz cilde sahip olma,cilt canlandırma,vücut bakımı,vücut güzelliği,vücut parlatma,vücut,saglık,cekici vücuda sahip olma

 

A Vitaminiyle Sağlıklı Cilt

Gül İle Gelen Güzellik

Gül İle Gelen Güzellik

Gül İle Gelen Güzellik Çiçeklerin kraliçesi olarak sayılan ve özel günlerin anlamlı çiçeği gülün marifeti sadece kadınların gönlünü fethetmek değil aynı zamanda onları güzelleştirmek.

Gül güzeli olmak elinizde

Çiçeklerin en anlamlısı olarak bilinen, güzelliğiyle küsleri barıştıran, aşıkları kavuşturan gül, sadece anlamlı bir çiçek değil aynı zamanda güzelliğin de vazgeçilmez bitkilerinden. Ana vatanı Anadolu, İran ve Çin olan gülün, suyu ve yağı, parfüm ya da yiyeceklerde de kullanılıyor. Anadolu'nun gül diyarı olarak bilinen Isparta-Burdur civarında gül ziraatının 120 yıllık bir geçmişi var. Buradan elde edilen gül yağı ve gül suyu, dünya piyasasına yüksek değerden satılıyor.

Cilt Temizliği

• Bir kaba 2 yemek kaşığı kil, 3 yemek kaşığı gülsuyu ve 1 çay kaşığı zeytinyağını koyup iyice karıştırın ve koyulaşıncaya kadar iyice kaynatın. Yüzünüzü yıkadıktan sonra bu karışımı göz ve dudağın kenarları hariç cildinize sürün. 5 ya da 7 dakika beklettikten sonra yüzünüzü yıkayın. Bu gül maskesi cildin kirlerini ve fazla yağlarını alıp temizler. Gül kokusu cildi rahatlatır ve besler.

• 4 litre üzüm sirkesi içine 10 avuç kuru gül yaprağını ekleyip karıştırın. 15-20 gün güneşte tutup süzün. Gargara, losyon, makyaj temizleyicisi olarak kullanabilirsiniz.

• Üç avuç taze gül yaprağını beş dakika suda kaynatın sonra bir çay kaşığı dövülerek toz haline getirdiğiniz ıhlamur yaprağından, bir çorba kaşığı taze kaymak, bir tatlı kaşığı süzme bal ilâve edin. Hazırlanan karışım krem kıvamına gelinceye kadar kestane unu ilave ederek karıştırın. Cildin parlak, nemli ve güzel olmasını sağlayan bu karışımı yüzünüze sürebilirsiniz.

Cilt bakımı

• Pul pul dökülen kuru bir cilde sahipseniz bu görünümden kurtulmak için kurutulmuş gül yapraklarını küçük parçalara bölün, süt, mısır nişastası ve bir parça bal ile karıştırın. 15 dakika beklettikten sonra, bu karışımla yüzünüze yavaş yavaş masaj yapın. Bu masaj sayesinde cildiniz kaybettiği nemi geri kazanacaktır.

• 3 çay bardağı gül suyuna 1 çay bardağı vazelin koyun ve karıştırın. Bu karışım el ve dudak çatlaklarına iyi gelecektir.

• Saf zeytinyağının içine 10-15 damla gül yağı koyun vücuda masaj yapın.

• Küvete banyo suyunun içine 11-15 damla gül yağı damlatıp iyice karıştırın, bu karışım hem güzel kokmanızı hem de rahatlamanıza yardımcı olacaktır.

Saç bakımı

• 30 gr şampuanın içine 12 damla gül yağı koyun ve karıştırın. Saç diplerine masaj yaparak saçınızı yıkayın. Bu maske saçınızı besler, kepeklenmesini önler.

• 4 damla gül yağını saç fırçanıza dökün saçınızı tarayın.

Sağlıklı yaşam

• Gül reçeli, gül şarabı, gül balı yenmeye devam edildiğinde mideyi kuvvetlendirir, yaralara ve tıkanıklıklara iyi gelir.

• İshali engellemek için 20 gr. gül kurusunu 1litre suda kaynatın, günde 3 fincan içebilirsiniz.

• 2 su bardağı taze gül yaprağını, 2 bardak şeker ile karıştırın. 1 bardak su ile kısık ateşte 1-2 saat pişirin. Ocaktan almadan önce içine yarım limon suyu katın. Bu karışım hafif sindirim sistemi iltihaplarına, romatizma ve eklem iltihaplarına iyi gelir.

• 1 litre şarabın içine 1 avuç gül yaprağı atın, yarım saat dinlenmesi için bırakın. Cildinizi bu karışım ile temizleyin.

Gül yağı faydaları

• Antiseptik (mikrop öldürücü )olarak kullanılan gül yağı makyajı temizler, ciltteki doğum lekelerini alır. Alerjik ciltlere iyi gelir. Cilde canlılık kazandırır.

• Boğaz ve bademcik iltihaplarının giderilmesine yardımcı olur.

• Ellerinizin ve cildinizin güzelleşmesi için gül yağını badem yağıyla karıştırıp, kullanabilirsiniz.

Cildiniz hassas mı?

Aşağıdaki semptomlardan üç veya daha fazlasına sahipseniz cildinizin hassas olduğunu söyleyebiliriz...

• Yün ve keten gibi sert kumaşlar cildinizi rahatsız ediyor. Kaşınmaya ve bunu takip eden birkaç gün boyunca yanmaya sebep oluyor.

• Sürdüğünüz parfüm veya taktığınız nikel takılar teninize değdiği yerlerde kurdeşene neden oluyor.

• Kaşımasanız bile bir sivrisinek ısırığı günlerce kalıyor.

• İçeriğinde mineral yağ, koruyucu veya güçlü bir koku bulunan cilt temizleyicilerini uyguladığınızda, cildiniz bozulmaya daha meyilli hale geliyor.

• Saçınızın doğal rengi sarı veya kızıl. Ayrıca teninizin rengi çok açık veya çilleriniz var.

• Güneşe, soğuğa, sıcağa, neme veya rüzgara maruz kaldıktan sonraki birkaç gün cildiniz batıyor, kaşınıyor veya geriliyor.

CİLT BAKIMI

 
vücut tipleri ve vücut şekilleri

Kimimizin cildi kurudur, bazılarımızın yağlı, büyük çoğunluğumuzun karmadır. Tabii bu sıfatlar alnımızda yazmaz. Ayrıca bu cilt tipleri her zaman tek bir özellik içinde sınırlı kalmaz.

Biz bunları zorunlu olarak böyle sınıflasak da, gerçek hayatta biraz daha karmaşık, anlaşılması daha güç ciltlerle karşılaşırız. Cildimize bakmak, korumak, geliştirebilmek için onu iyi tanımalıyız. Biliyorsunuz, cilt bakım ürünleri hiç de ucuz değildir. Bu bizim zaafımız, hepimiz razı geliyoruz. Her birimiz kendi gücümüz oranında ciddi bir bütçeyi bu ürünlere ayırıyoruz. Ama doğru seçim yapmamışsak, pek yararını göremiyoruz. Üstelik faydası bir yana, bize zararlı bile olabiliyor. Cildimizin güzelleşmesini beklerken, yepyeni sorunlarla karşılaşmamıza yol açabiliyorlar. Cilt tipimiz genellikle kalıtsaldır. Buna rağmen zamanla değişebilir. Güneş, çevre kirliliği, kapalı mekanlarda yaşamak, kaloriferlerin havayı kurutması, sağlıksız beslenme, yanlış sabunlar, kalitesiz veya yanlış bakım ve makyaj ürünleri, en güzel, en normal cildin bile bozulmasına yol açabilir.

Cilt tipi zamanla değişebilir

Günlük bakım ürünlerinizi ve makyaj malzemelerinizi seçerken dikkatli olun. Cildin değişkenliğini ve hassasiyetini dikkate alın. En iyisi, ürünleri tek tek alın ve cildinize iyi gelip gelmediğine hemen karar vermeyin. En kaliteli kremleri kullandığınızı düşünürken, bir bakarsınız ki, cildiniz tepki göstermeye başlamış! Kuşkusuz bu değişimleri, tepkileri, etkileri en iyi kendiniz takip edebilirsiniz. Bugünkü yazımda, cildinizi anlamanız ve ona daha iyi bakmanız için bazı temel bilgiler vermeye çalışacağım. fondötenleri tercih edin.

Kuru Cilt

Özellikleri: Kuru ciltte yağ ve ter salgılaması son derece sınırlıdır. Böyle ciltler, yıkandıktan sonra gerilir, kolayca kızarır. Kırışmaya çok müsaittir. Özellikle göz çevresi erken yaşta kırışır. Cilt yüzeyindeki aşırı kuruluk, cildi bakterilere karşı koruyan asit mantonun dengesini bozar. Bu nedenle, kuru ciltler çok hassas olur. Kalıtımdan başka, hormonal sorunlar, özellikle menapoz ve guatr hastalığı, cildin kurumasından sorumlu olabilir. Bunların yanı sıra, güneşlenme merakı, yeteri kadar su içilmemesi, aşırı soğuk ve sıcak hava, hatalı bakım ürünleri de cildin kurumasına yol açar.

Bakımı: Uygun bir nemlendirici ve gece kremleri, kuru ciltleri rahatlatır, besler ve dengeler. Bu tip ciltlerde yüzde 15-30 oranında yağlı kremler kullanılabilir. Özellikle hayvansal ya da bitkisel yağlar içeren, mineral veya kollajen benzeri ürünler, C-E vitaminleri, Qenzim-10, östrojen, soya yağı ve yeşil çay katkılı nemlendiriciler, kuru ciltleri çok rahatlatır. Öte yandan bol su içilmesi ve sert temizleyicilerden, sabun ve şampuanlardan sakınılması gerekir. Makyaj yaparken cildinizi daha fazla kurutmamak için yağ veya su bazlı fondötenleri tercih edin.

Yağlı Cilt

Özellikleri: Hem soluk, hem de parlak görünürler. Geniş gözenekleri, siyah noktaları ve benekleri ile sivilce oluşumuna müsaittirler.

Bakımı: Yağlı ciltle baş etmek zordur. Bu konuda yapılan en büyük yanlış, yağlı ve akneli ciltleri nemsiz bırakmaktır. Oysa bu tip ciltlerin yağını dengelerken, nemini korumak çok önemlidir. Güneş ise cildinizi kurutmaktan başka işe yaramaz. Akneli dönemlerde cildinizde kalıcı lekeler bırakabilir. En iyi dostunuz sprey şeklindeki yağsız güneşten koruyuculardır. Sabun yerine temizleme losyonlarını kullanabilirsiniz. Sabunlar risklidir. Sabundan vazgeçemiyorsanız aşırıya kaçmayın, ılık su kullanın ve cildinizi izleyin. Kuruma başlarsa üründen vazgeçin. Yağsız (oil-free) ürünlerde nem çekici ve koruyucu maddeler bulunur. Yağ oranını dengeleyen (oil-control) ürünlerde ise pudra, kil veya polimer bulunur. Bunlar cildin fazla yağını emer.

Karma Cilt

Özellikleri: En sık rastlanan cilt tipibudur. Çoğu insanın cildi, karma cilde yakındır.İsminden de anlaşılacağı gibi yağlı ve kuru cildinkarışımıdır. 'T' bölgesi; yani alın, burun ve çenebölgesi yağlı, göz çevresi ve yanaklar ise kurudur.

Bakımı: Karma ciltler için uygun bakımürünlerini bulmak zordur. Dengesi çabukbozulur. Örneğin, ağır bir nemlendiricikullanıldığında cilt hemen sivilcelenir. Tahrişedici bir temizleyici kullanılırsa, yanaklardapullanma başlar. En doğru çözüm, yağlı ve kuru bölgeler için ayrı ürünler kullanmaktır.

Banyoda inci taneleri sayesinde güzelliğinize tekrar kavuşacaksınız! Uygulaması kolay olan bu yeni aromaterapi yöntemi sayesinde günlük stresinizden kurtulabileceksiniz. Banyolarınızın yeni trendi; banyo incileri...

Stresli ve yorgun bir günün sonrasında yapılan güzel bir banyo günün yorgunluğunu atmanın tek yolu. Eskiden bir vücut şampuanı ile geçiştirdiğimiz hijyen ve rahatlama ihtiyacı şimdi banyo incileriyle hem banyo yapıp hem de kendi kendinize aromaterapi uygulamanızı sağlıyor.

Kolay uygulanabilen bu doğal aromaterapi yöntemi, yorucu bir günün sonunda stresten kurtulmanızı sağlıyor. İçerisinde bulunan hoş kokulu doğal yağ özleriyle rahatlamanızı sağlayan bu ürünler şimdi banyoların yeni trendi. Misket şeklindeki bir ya da iki kapsülün küvet suyunun içine atılmasıyla kullanılan banyo incileri vücudu nemlendirme özelliğine de sahip. Misket şeklindeki kapsüllerde oluşan banyo incilerini aynı zamanda güzel bir banyo sonrası tüm vücudunuza krem gibi sürerek de kullanabilirsiniz.

Kokusu uzun süre etkili olan banyo incileri, doğal meyve ve bitki özlerinden oluşuyor. Hindistan cevizi, yulaf sütü, şeftali, kayısı, böğürtlen, frambuaz, mandalina, tutku meyvesi, vanilya, incir, fıstık, kakao, domates, yeşil elma, sedir ağacı gibi birçok seçenekte sunulan banyo incileri günlük hijyen ihtiyacını karşılıyor.

Doğal bir aromaterapi yöntemi olan bu ürünler hoş kokuları ile ruhsal bir rahatlama sağlıyor. Aynı zamanda banyonuzda renkli bir aksesuar olarak da kullanabileceğiniz bu ürünler vücut bakımına ve banyosuna önem veren birçok kadının gözdesi.

Goz Kalemi ve Eyeliner Kullanimi

Tyra Bank

 

GÖZ KALEMİ VE EYELİNER NASIL KULLANILIR

 Eyeliner ve göz kalemi kullanmadan önce bilmeniz gereken en önemli şey, her iki malzemenin de mümkün olduğunca ince çizgilerle çizilmesinin gözü daha güzel göstereceğidir.

 Göz kapaklarınızın üstüne eyeliner sürmek hem bakışınıza derinlik katar, hem de kirpiklerinizin daha uzun ve gür görünmesini sağlar. Düzgün eyeliner çekebilmek mükemmel sonuçlar doğuran bir beceridir ve becerinin sırrı eyeliner'i ince çekmektir.

Göz kalemleri kullanması en kolay üründür. Kusursuz bir uygulama için kaleminizin ucunu daima iyi açın. Sıvı eyeliner ise biraz daha maharet ister. Eyeliner kirpiklere yakın uygulanmalıdır ve uygulama için elinizin titrememesi gerekir. Başarılı bir sonuç için, en rahat sürdüğünüz eyeliner'i seçin ve unutmayın, ne kadar sık kullanırsanız o kadar beceri kazanırsınız.

 Beyaz tenli kadınlar yumuşak kahverengi ya da gri tonlarını tercih etmelidirler. Gece ise, göze sürülen fara uyan renkli bir kalem tercih edilmelidir.

Siyah göz kalemi, siyah saçlı, esmer tenli bayanlar için çok uygundur. Esmerler dışındaki bayanlarda bu renkte bir göz kalemi ve eyeliner çok koyu sayılabilir.

Eyeliner'ı çok ince uçlu bir fırçayla sürmek güzel bir görüntü oluşturacaktır. Eğer eyeliner sürmeyi bir türlü beceremiyorsanız işte size bir öneri.

 Mümkün olduğunca aşağıya doğru bakın ve elinizle gerdiğiniz üst gözkapağınızdaki kirpiklerin dibine mümkün olduğunca yakın bir çizgi çekin.

Bu çizgi göz kuyruğunda sona ermeli, dışa doğru uzamamalıdır. Alt gözkapağına kesin bir çizgi çizmek istemiyorsanız, buraya eyeliner'la yanyana noktalar yapın veya eğrilemesine kısa kısa çizgiler çizin.

 Bazen gözün üst kapağındaki kirpiklerin altına çizgi çizilmesi de hoş bir görünüm kazandırır. Bunun da yine ince ve düzgün olmasına dikkat edin.

Cilt Bakımı, Cilt Tipinize Göre Bakım,

Cameron Diaz

 

20'Lİ YAŞLARDA CİLT BAKIMI

Bu yaşlarda cilt güçlü, pürüzsüz ve gergindir. Ama özellikle alın ile burnun ve ağzın yan taraflarında sivilce topluluklarına rastlanır. Genç cildin tek sorunu da budur: Sebum salgıları ve hormonlar henüz düzene girmemiştir. Ölü hücreler ayda 1 kez, yerlerini yenilerine bırakmak üzere, dökülür. Dokular sağlamdır, Vücut tarafından yıkılan kolajen, kolaylıkla tekrar üretilir. Temizlik ve nemlendirme anahtar kelimelerdir. Özellikle sivilce ve siyah noktaların fazla olduğu durumlarda, doğru sabunu kullanmaya özen gösterilmelidir. En sık yapılan hata, cildin yağını fazlasıyla alan bir ürün seçmektir: Böyle bir durumda, sivilceler azalmak yerine artar. Çünkü, cilt yüzeyindeki nem ve yağ tabakası hızla yok olur. Kullanılan kremler, gözeneklerin fazla tıkanmasını önlemek için, hafif olmalıdır. Ayrıca, genç ciltte leke oluşmasına fırsat vermemek için, parfüm içermemelidir.

30'LU YAŞLARDA CİLT BAKIMI

Otuzlu yaşlarda birkaç küçük sorun baş gösterir: Göz çevresi, alın ve ağzın kenarlarında, özellikle ışıkta belli olan, ilk kırışıklıklar ortaya çıkar. Yaşlı hücreler, dökülme yeteneklerini kaybeder ve üst derinin kalınlaşmasına neden olurlar. İşte bu yüzden, cilt yüzeyi artık eskisi kadar pürüzsüz değildir. Işık eskisi gibi güzel yansımadığından, cilt yüzeyinde gölge oyunları oluşur. Cilt kıvrımları arasına sızan makyaj malzemeleri de, alerjik reaksiyonlara neden olmaya başlarlar. Esnek lifler ve kolajen eskisi kadar fazla üretilmez. Cildin devamlı hareket halinde olduğu bölgelerde ilk belirgin izler oluşur. Yeterince güçlü olmayan bir cilt, güneş ışınlarından fazlasıyla zarar görür. Bu yaşlarda cilt, ilk zayıflık belirtilerini göstermeye başladığından, zararlı UV ışınları, cildin orta tabakasına kolaylıkla geçebilir. Bunu önlemek için ne mi yapmalı? Ağızdan A, F ve E vitaminleri ile mineral preparatları alınabilir. Dışarıdan yapılacak uygulamalara gelince: Sabahları koruma filtresi içeren kremler, akşamları ise cildi nemlendirip onaran meyve asitlerinden faydalanılabilir. Bu yaşa dek normal ya da karma olan bir cilt, birden kuruyabilir. Hemen uygulamaya geçmeniz gereken strateji, hassas ciltler için hazırlanmış, bileşiminde rahatlatıcı ve dengeleyici maddeler bulunan, özel ürünler kullanmaktır. Özel temizliğin dışında, nemlendirici bir kremle masaj yapılmalıdır.

40'LIYAŞLARDA CİLT BAKIMI

40'ını geçip de 35'inde gösteren kadınlar vardır. Yalnızca şans ya da kalıtım mı? Elbette değil. Cildin yaşlanmasını geciktirmek için yapılabilecek pek çok şey var. Bu yaşlardaki cildin kolajen üretimi giderek azalır. Üst katman hala gücünü korusa da, iç kısımda bulunup, onu destekleyen esnek lifler biraz zayıf düşer. Bu durum, dıştan bakıldığında, yanaklarda ya da çenenin altında çöküntüler şeklinde görülebilir. Bazen de, cilt mat ya da solgun bir görünüm alır. Bunun nedeni, hücre değişiminin yavaşlamasıdır. 40 yaşına gelindiğinde, tıpkı vücutta olduğu gibi, yüzdeki kaslarda da çökmeler görülür. Bu yüzden, her gün ayna önünde yapılacak 5 dakikalık bir yüz jimnastiği de mükemmel sonuç verir. Garip olduğu kadar etkili bir diğer egzersiz de, çubuk şeklinde bir sakızı dişlerin arasına yerleştirip, bu şekilde çiğnemeye çalışmaktır. Bir diğer kurnazlık da, yüzün bir yanı üzerinde uyumaktan kaçınmaktır: Aksi halde, yüzde kolaylıkla kırışıklık oluşabilir. Son olarak, ağızdan alınacak, vitamin ve mineral takviyesine önem vermenizi hatırlatalım.

Kadınlar günü 8 Mart ve Feminizm

 

Burjuva ideolojisinin her alanda etkisini gösterdiği, sözde aydın küçük-burjuvaların “birey olma” sevdasına kapıldıkları 12 Eylül sonrasına, tam bir sınıftan kopuş ve kaçış ideolojisi hakimdi. Kendini bireysel değil toplumsal kurtuluşa adamış binlerce devrimcinin zindanlara gömüldüğü ya da sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldığı askeri diktatörlük dönemi ve sonrasında, Türkiye her açıdan en karanlık dönemlerinden birini yaşadı. Tüm dünyayı neoliberalizm rüzgârlarının sardığı bu dönemde, uluslararası arenada da muazzam bir gericilik ve gerileme söz konusuydu. Fakat Türkiye’de yaşanan elbette bunun çok katmerlisiydi. Uygulanan baskı ve sindirme politikası uzun yıllar boyunca şiddetinden hiçbir şey yitirmediği gibi, Kürt ulusal mücadelesinin yükselişiyle daha da arttı.

Sınıf mücadelesinin dibe vurduğu, her türlü devrimci değerin ayaklar altına alınıp çiğnendiği, topluma derin bir korkunun hakim kılındığı bu dönemde, politikadan tümüyle uzaklaştırılan gençliğe burjuva ideolojisinin sinsi bir şekilde şırınga edildiğini görürüz. Gençler, yaşları gereği zaten meraklı oldukları cinsellik, psikoloji gibi konulara kanalize ediliyor, piyasa bu tür kitaplardan geçilmiyordu. Böylece, yalnızca kendini düşünen, bireyci, toplumsal sorunlara duyarsız bir gençlik “imal” edildi.

’80 sonrası liberal dalganın bir parçası da, Türkiye’de feminist hareketin boy göstermeye başlamasıydı. Her türlü küçük-burjuva ve burjuva ideolojisinin binbir çehreyle boy gösterdiği bir ortamda, feministlerin olmaması elbette mümkün değildi! Sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi, ortalığı “kadın” sorununu irdeleyen filmler, feminist yazarların kitapları, çeşitli feminist dergiler ve çevreler sarıverdi. Filmlerde ve yazınsal eserlerde ele alınan kadınların, daha çok, “entel”, yalnız, bunalımlı burjuva ya da küçük-burjuva tipler olmasıysa feminizmin kadın sorununu nasıl ele aldığına işaret ediyordu.

Kuşkusuz ne o dönemde ne de bugün yekpare bir feminist hareketten söz edilemez. Feminist hareket, sosyalist feministlerden burjuva feminizmine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Fakat kendine sosyalist feminist diyenler de dahil olmak üzere hepsinin ortak yanı, temel sorunun sınıfsal olduğunu görmemeleri ya da görmek istememeleridir.

Feminizm kadın sorununu kadın-erkek çatışmasına indirger

Marksizm, kadın sorununu, işbölümüyle ve toplumun sınıflara ayrılmasıyla birlikte ortaya çıkmış ve ancak bunların ortadan kalkmasıyla birlikte yok olacak bir sorun olarak görür. Feministlerin büyük bir bölümüyse, kadının ezilmesini erkeğin doğasından kaynaklanan sınıflar üstü bir sorun olarak ele alır. Kadın sorununu kadınlarla erkekler arasındaki bir çatışmaya indirgeyen feministler, sorunu yanlış tahlil ettikleri için çözümünü de doğru yerde aramazlar. Onlara göre kadın sorununa yönelik Marksist sınıfsal tahlil yanlıştır, sınıflardan önce de kadın sorunu mevcuttur ve bu sorunun ortadan kalkmasının sınıfların ortadan kalkmasıyla bir ilgisi yoktur. Sorun böyle konulduğunda, kendiliğinden bir çözümsüzlüğe de itilmiş olur. Dolayısıyla, diyalektik ve materyalist bakış açısından yoksun olan bu küçük-burjuva kavrayış, kadının kurtuluş mücadelesini sınıflardan bağımsız olarak yürütülecek tümüyle düzen içi bir mücadeleye indirger.

Feministler, her sınıftan kadınların ortak birtakım sorunları olduğundan, bunun için ortak mücadele vermeleri gerektiğinden dem vururlar. Oysa kadın sorunu sınıfsal bir sorundur ve insanlığın bir parçası olan kadınlar da sınıflara bölünmüşlerdir. Sınıflı toplumun başlangıcından bu yana var olan kadının ezilmişliği sorunu, her sınıftan kadında farklı farklı yansımasını bulmuştur. Ezilen sınıfların kadınları ezilmişliği ve sömürüyü katmerli yaşarken, ezen sınıfın kadını bu ezme ve sömürme ilişkisinde erkeğinin saflarında yer almıştır. Bu kapitalist toplumda da aynen geçerlidir.

Ait olunan sınıflar arasındaki fark ne denli büyükse, bu sınıflara mensup olan kadınların yaşadıkları sorunlar arasındaki uçurumlar da o denli derinleşmektedir. İşçi sınıfının kadınları en kötü koşullarda ve en düşük ücretlerle ağır bir sömürüye tâbi tutulurken, her türlü eşitsizliğe maruz bırakılırken, işin yanı sıra bir de evin yükünü sırtlanırken, burjuva kadınlar bütün bunlardan uzakta, işçilerin el koyulan artı-değerini kocalarıyla paylaşmakla meşguldürler. Kapitalist toplumun gerçekliği böyleyken, kadınların “kadın olmaktan” gelen ortak sorunlarını bulmak da olanaksızlaşmaktadır. Açıktır ki, “özgür kız”ların sorunlarıyla emekçi kadınların sorunlarının hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır.

8 Mart etkinliklerinin ortaya çıkardıkları

Burjuvazi uzun yıllardır 8 Mart’ın içini boşaltıp, onu “Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü”nden “Dünya Kadınlar Günü”ne dönüştürmeye çalışıyor. Feministler de buna ellerinden gelen katkıyı sunuyorlar. Oysa 8 Martlar kadın işçilerin ve emekçilerin kapitalist düzene karşı verdikleri mücadelenin bir simgesidir ve bu içeriğine uygun olarak kutlanmalıdır.

Her 8 Martta yaşanan tartışmalar ve alınan politik tutumlar, kadın sorununa kimin nereden baktığını da çok net bir biçimde ortaya koyuyor. Feminist kadın gruplarından, çeşitli karma (kadın ve erkeklerden oluşan) örgütlere bağlı kadınlardan ve bireysel katılım gösteren kadınlardan oluşan 8 Mart etkinlik komitesi içinde hemen her yıl, mitinglere ya da etkinliklere erkeklerin katılımı konusunda şiddetli tartışmalar yaşanıyor. Feministler mitinglere ve etkinliklere tek bir erkeğin dahi katılmamasını savunuyorlar. Karma örgütlerden (bir bölümü sosyalist) gelen kadınlarsa, temsil ettikleri kitlenin büyüklüğüne ve komite içindeki sayılarının fazlalığına rağmen genellikle feministlere boyun eğiyorlar.

İşin dikkat çekici bir diğer yanı da, kendilerine Marksist diyen ve sosyalist feminizmi savunanların takındığı tutumdur. Bunlar “bağımsız kadın gruplarının” mitinglere erkeklerin katılmaması yönündeki ısrarlarını tümüyle haklı buluyorlar ve şunları söylüyorlar:

“Erkek egemen bir sistemin varlığı ortaya konduktan ve bu sistem içerisinde kadınların ezildiğini ve/veya sömürüldüğünü saptadıktan sonra bu sisteme karşı kadınların mücadelesinin erkeklerle birlikte verilmesi gerektiğini düşünmek; devrimci değil fazlasıyla aydınlanmacı bir tavır olur. Erkeklerin de bir parçası olduğu erkek egemenliğine karşı mücadele sadece kadınlarla verilebilir ve erkek egemen düzeni yıkacak olan da kadınlar olacaktır.”[1]

Her şeyden evvel belirtmek gerekir ki söz konusu sistem kapitalizmdir ve kendinden önceki diğer sınıflı toplumlar gibi o da erkek egemen bir sistemdir. Erkek egemenliğinin yanı sıra kapitalizmde daha pek çok sorun mevcuttur. Fakat temel sorunlardan hiçbirisi kapitalist sistemi tümüyle ortadan kaldırmaksızın çözülemez ve bunu yapabilecek tek sınıf kadınıyla erkeğiyle devrimci işçi sınıfıdır. Bugünün sınıflı toplumu olan kapitalizme cepheden karşı çıkmayan ve onu yıkma mücadelesine katılmayan hiçbir akım, mevcut sorunlardan herhangi birine karşı ciddi bir savaşım veremez. Bu çevre sorununda ne kadar böyleyse kadın sorununda da o kadar böyledir.

Dolayısıyla kadın sorununu bir sistem sorunu, bugün erkek egemenliğinin yeniden-üreticisi ve sürdürücüsü olan kapitalist sistemin yıkılması sorunu olarak ele alıyorsak (ki Marksistlere göre bu böyledir), tek devrimci bakış açısı “bu sisteme karşı kadınların mücadelesinin erkeklerle birlikte verilmesi gerektiğini düşünmek”tir. Kendi tavrını devrimci olarak bulup Marksist tavrı “aydınlanmacılık” olarak nitelendirenlere ise ne desek boş!

Bizler düzenlenen etkinliklerin organizasyonunda (güvenliğin sağlanması da dahil) asıl inisiyatifin emekçi kadınlarda olması ve mitinglerde emekçi kadın kortejlerine özel bir öncelik verilmesi gerektiği düşüncesine tümüyle olumlu yaklaşırız. Ancak mitinglere ve kapalı alan etkinliklerine erkeklerin hiçbir şekilde alınmamasını savunmak tümüyle sınıf bölücü bir küçük-burjuva feminist bakış açısının ürünüdür. Öncelik emekçi kadınlarda olmak üzere ve organizasyon komitesinin uyulmasını istediği disiplini bozmamak koşuluyla bu etkinliklere karma kortejler ve erkekler de katılabilmelidir.

“Erkeklerin de bir parçası olduğu erkek egemenliğine karşı mücadele sadece kadınlarla verilebilir ve erkek egemen düzeni yıkacak olan da kadınlar olacaktır” diyenler, sorunu kadınların erkeklere karşı verecekleri mücadeleye indirgiyorlar. Oysa her gün yeniden ve yeniden üretilen erkek egemen sistemin (bugün bu kapitalizmdir) bir bütün olarak işçi sınıfının devrimci mücadelesi olmaksızın yıkılması mümkün değildir.

Söz konusu sosyalist feministler, kadın mücadelesinin “karma” örgütlerin önderliğinde yürütülemeyeceğini ve önderliğin bağımsız feminist örgütlere bırakılması gerektiğini düşünüyorlar. Bunun için eylem organizasyonlarında bu örgütlere temsiliyette ağırlık verilmesini savunuyorlar. Ama bir yandan da, “bağımsız kadın örgütlerinin karma örgütlerdeki kadınların taleplerini görmezden gelerek, kadın hareketini orta sınıf kadınlarının talepleriyle sınırlaması ve düzene muhalif niteliğini yitirerek gittikçe reformcu bir çizgiye sürüklenmesi tehlikesi”nden dem vuruyorlar.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu bir “tehlike” olmayıp bir gerçektir. Sosyalist feministler “orta sınıf” kadınların kuyruğuna takılıp reformizmin bataklığına batmış durumdadırlar. Lafzen emekçi kadınların da mücadeleye çekilmeleri gerektiğini söyleseler bile, bunun için şimdiye kadar hiçbir ciddi adım atmadıkları ortadadır.

Açıkça söylemek gerekiyor ki, rahat mekânlarında oturup Marksizmi kadın sorununda yetersiz ve kör olmakla suçlayanlara, Komünist Manifesto’nun “cinsiyet-kör” yaklaşımlarını keşfetmek gibi “derin” çalışmalara gömülenlere, fabrikalarda, sendikalarda, işçi mahallelerinde emekçi kadınlar arasında devrimci çalışma yürütmek yıldızlar kadar uzak geliyor.

Kapitalizm ortadan kaldırılmadan kadın sorunu çözülemez

Kadın sorununun işçi devrimiyle birlikte otomatik bir çözüme kavuşamayacağı doğrudur. Fakat bu sorunun çözülmeye başlanabileceği yegâne ortamı ancak sınıfsız topluma giden zorunlu bir uğrak noktası olarak işçi iktidarı yaratabilir. Kadın sorunun nihai çözümü ise ancak işbölümünün ortadan kalkacağı, eskinin tüm alışkanlıklarının, değer yargılarının yok olup insanın insan olarak tarihinin başlayacağı komünist toplumda mümkün olacaktır. Yine ancak bu toplumda, kadın ile erkek arasındaki ilişki, her türlü çıkardan ve bencilce duygudan arınmış, salt sevgiye dayalı bir ilişki haline gelecektir.

Bu, komünist topluma kadar hiçbir mücadele verilmeyeceği anlamına gelmiyor. Nasıl işçi sınıfının kurtuluşu ancak sosyalizmle mümkünken bugünden her alanda mücadele veriyorsak, kadınların sorunlarının çözülmesi için de bugünden her türlü mücadeleyi yürütmemiz gerekiyor. İşçi sınıfı uzun mücadeleler içinde bu konuda sayısız talepler geliştirmiştir. Bunlardan güncel olan bazılarını şöyle sıralamak mümkün.

* İşyerlerinde kadınlara yönelik her türlü negatif ayrımcılığa son verilmesi, eşit işe eşit ücret

* Çalışan annelere doğum öncesinde ve sonrasında ücretli doğum izninin arttırılması, dilerse çocuk bakım iznini babanın kullanması

* Tüm işyerlerine kreş ve çocukların ve eşlerin de yararlanabileceği sağlık ünitesi

* Kadını aşağılayan, ikinci sınıf insan konumuna düşüren tüm yasaların kaldırılması, cinsel suçların cezalarının arttırılması

* Semtlerde, emekçi kadın komitelerinin yönetiminde kadın sığınma evlerinin kurulması, buralara sığınan kadınların her türlü güvenliklerinin sağlanması ve hukuksal sorunlarıyla ilgilenilmesi için gereken desteğin verilmesi

* Ağır işçilik yaptıkları halde “ev kadını” denerek eşleri çalışmadığı takdirde her türlü sosyal güvencenin dışına itilen “ev çalışanlarının”, sağlık ve emeklilik güvencesi sistemi kapsamına alınması

* Bir ev kölesi olarak, televizyon sayesinde 24 saat burjuva ideolojisinin etkisi altında kalan, ev işlerinin rutinliği ve çocuk bakımının zorluğu ve gerginliği nedeniyle fiziksel ve ruhsal sağlığını yitiren, ekonomik bağımlılığı nedeniyle zincirlerini kırması çok güç olan kadınlar için ücretsiz kreşlerin, çamaşırhanelerin, yemekhanelerin örgütlenmesi sayesinde, sırtlarına yüklenen yükün biraz olsun hafifletilmesi ve kadının doğrudan üretim sürecine katılmasının sağlanması.

Şimdiden uğruna mücadele verilmesi gerekenlerden birkaçı bunlardır. Fakat bunlar için dahi işçi ve emekçi kadınların, erkek sınıf kardeşlerini de bu mücadeleye dahil etmeleri ve kapitalist sistemin duvarlarını dövmeleri gerekiyor.

Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, kadınlar olmaksızın işçi sınıfının kurtuluşu, kapitalizmden kurtulmaksızın da kadınının kurtuluşu mümkün değildir!

Güzel Yemek Yapmak İçin.



Güzel yemek yapmanın 25 püf noktasını biliyor musunuz ?
Ev hanımı iseniz her gün ne yemek pişireceğinizi düşünmekten sıkılmış olabilirsiniz veya evde farklı yaş gruplarından bireyler varsa ve hepsinin özel istekleri varsa işiniz zor.

Organize olmak iyi

Mutfağınızda sağlıklı yemek pişirme temel prensipse, lezzet ve sağlığı aynı anda yakalamakta güçlük çekiyor da olabilirsiniz. Ayrıca bir de kilo vermeye çalışıyorsanız mutfakta ne pişireceğinizi organize etmek iyice zorlaşmış demektir.

Besinleri doğru pişiriyor musunuz?

Mutfakta daha düşük yağ ve kalori için sağlıklı beslenme genel ilkelerini ve evdeki çocukları da düşünerek 25 farklı öneri hazırladık. Faydalı olması dileğiyle...

1. Sebze yemeği yaparken, bir kilo sebzeye iki yemek kaşığı sıvıyağ koyun. Etli sebze yemeklerinde ise dışardan yağ ilavesi yapmanıza gerek yok.

2. Pişirirken yağda kızartma, kavurma yerine haşlama, fırında ızgara veya sulu ısıda pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.

3. Yemeklere lezzet vermek için sadece yağa ve sosa odaklanmayın. Sebze ve baharatlarla farklı tatlar üretin.

4. Sos ve çorbaları krema yerine düşük yağlı sütle pişirin.

5. Evde tuzu ve yağı daha az tüketmesi gereken birey varsa herkese aynı tencerede yemek pişirin. Daha sonra bir miktar ayırıp tuz ve yağ ilave edin.

Kurabiyeye şeker yerine kuru meyve

6. Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya az miktarda pekmez deneyin.

7. Dondurulmuş patatesi kızartmak yerine bir de fırınlayarak deneyin.

8. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa sebzeyi haşlayıp salataya karıştırın veya yoğurtla deneyin.

9. Kek ve ya kurabiyelerde yağı azaltmak için yağsız süt tercih edin.

10. Izgaranızı sadece et, tavuk ve balık için değil, domates, biber, kabak, mantar, soğan dahil diğer tüm sebzeler için deneyebilirsiniz.

Tavuğu haşladıktan sonra yağını alın!

11. Tavaya yağ koymadan pişirme yapmak istiyorsanız biraz su damlatın ve kısık ateşte pişirme yöntemi uygulayın.

12. Fırında yağsız pişirme için yağlı kağıttan faydalanın.

13. Tavuğu haşladıktan sonra suyunu, üzerindeki yağı alıp daha sonra sebze veya çorbalarınıza ekleyebilirsiniz.

14. Katı meyve veya sebze sıkacağından çıkan posayı keklerin içine koyarak posa tüketiminizi artırabilirsiniz.

15. Bir yumurta ve iki yumurta beyazını karıştırın. Tavaya yağ yerine çok az su koyup sebzelerle beraber pişirin.

Canınız börek mi istedi?

16. Çay saati canınız börek isterse bir yufka içine üç yemek kaşığı lor peyniri, biraz maydanozla gözleme şeklinde dörde katlayın. Bir tatlı kaşığı zeytinyağla üç yemek kaşığı light yoğurdu üzerine sürün ve teflon tavada hafif ateşte iki yüzünü pişirin.

17. Pirinç yerine bulgur tercih edin. Glisemik indeksi düşük olan bulgur, kan şekeri seviyenizi dengeler, içerdiği lif ve proteinler pirince göre daha yüksektir. İki yemek kaşığı bulgur bir ince dilim ekmeğe eşittir.

18. Hamurlu ve yağlı tatlılar yerine meyveleri fırınlayın veya kuru meyvelerle tatlı yapmayı deneyin.

19. Meyve suyundan gelen kaloriyi azaltmak için sulandırın veya maden suyuyla karıştırın.

20. Domates ve soğanı yemeklerde bol kullanın. Kalori değeri düşük, su oranı yüksek olduğu için doyurucudur ve antioksidant kapasitesi yüksek.

21. Et veya tavuğun yanına karbonhidrat içeren patates, pilav yerine kalorisi çok düşük olan mantarı seçin. Soğan, domates ve taze sebzelerle sote edebilirsiniz.

22. Patatesi kızartmak yerine fırında sütle pişirmek çocuklarınız için çok daha iyi bir seçimdir.

23. Yulaf, kepek unu ve kuru meyvelerle kendi müslinizi hazırlayabilir, fındık, ceviz, badem ekleyebilrisiniz.

24. Tarçın şeker ihtiyacını azaltır meyve salatası, bitki çayları ve sütünüzün içine eklemeyi deneyin.

25. Evde mutlaka taze sebze ve meyve bulundurun. Çocuğunuzun atıştırma alışkanlığı varsa salatalık, havuç ve minik domateslere farklı şekiller verin.

Bahar Makyajınla Işık Saç





Doğru makyaj teknikleriyle güzelliğine güzellik kat...
Hem romantik hem de seksi: Pembe


Ten ve saç renginiz ne olursa olsun, pembe tonlarındaki bir makyajla istediğiniz romantik ve seksi etkiyi yaratabilirsiniz...

İşte yapmanız gerekenler

1.adım:
Cildinizi temizledikten sonra, gerekiyorsa tüm yüzünüze bir kat pudra sürüp, fazlasını kağıt peçeteyle alın. Şimdi sıra gözlerinizde... Pembe farı tüm göz kapağınıza uygulayın. Gözleriniz yeterince büyük değilse, farı parmağınızın ucuyla göz kuyruğuna kadar dağıtarak, daha büyük ve çekik gözlere sahip olabilirsiniz

2.adım:
Göz makyajını biraz daha belirgin yapmak istiyorsanız, göz kalemi ve maskaradan yararlanmanız gerek. 60'lı yılların eye-liner'ı yine çok moda ancak eğer bir gündüz makyajı yapacaksanız daha hafif olan kalemi tercih edebilirsiniz. Üst ve alt kirpik diplerine süreceğiniz kahve veya mavi göz kalemiyle daha iri ve derin gözlere sahip olacaksınız. Aynı renkteki maskaranızı da sürdünüz mü tamamdır!

3.adım: Sıra geldi dudaklara... Göz makyajınızı bu kadar belirgin yaptığınız için dudaklarınızı hafif pembe tonlarında bir parlatıcıyla belirginleştirmeniz yeterli olacak. Aynı parlatıcı veya rujunu elmacık kemiklerinin hemen üzerine sürerek, banyodan yeni çıkmış efekti yaratabilirsiniz.

Bronz

Esmer veya buğday tenliyseniz, pırıltılı bronz tonlarıyla çok daha çarpıcı görünebilirsiniz. Tek dikkat etmeniz gereken, bronz görüneceğim diye makyajınızı fazla abartmamanız. İşte yapmanız gerekenler:

1.adım: Her zamanki gibi makyaja başlamadan önce, cildinizi iyice temizleyip, nemlendiricini sürün. Gerekiyorsa yüzünüze ve boynunuza bir kat pudra sürebilirsiniz. Ardından kaşlarının hemen altına bej rengi farınızı sürün. Bronz rengi farınızı ise göz kapaklarına sürüp, parmak ucunla iyice dağıtın. Gözlerinizin daha belirgin olması için, bej rengi farınızı çok hafif göz altına da sürebilirsin. Tabii, son olarak kirpiklerini kahverengi maskarayla belirginleştirmeyi unutmayın!

2.adım: Elmacık kemiklerinizi, gözkapaklarınıza sürdüğünüz farla belirginleştireceğiniz gibi, aynı tonlardaki bir allık da kullanabilirsiniz. Allığınızı, büyük bir allık fırçasıyla elmacık kemiklerine sürüp, iyice dağıtın. Dilerseniz üzerine toz haline getirilmiş bronz pırıltılılardan da sürebilirsiniz.

3.adım: Dudaklara gelince... Makyajınızı bronz tonlarında yaptınız diye sakın koyu kahverengi bir ruj sürerek her şeyi berbat etmeyin! Dudaklarınıza kalıcı olması için bir kat toz pudra sürdükten sonra, üzerine açık kahverengi likit rujunuzu sürüp, parmağınızla dağıtın.

Seks Hayatı İyi Olanlar Mutlu




Seks hayatı iyi olanlar, sosyal hayatta daha mutlu...

Denilen o ki, iyi bir seks hayatı olanlar mutlu ve huzurlu, olmayanlar ise yaşamdan zevk almakta zorlanıyor!...
Tersini iddia edenler de var, yani seksin çok da önemli olmadığını...

Peki sizce hangisi doğru.? Fiziksel ihtiyacın, dışında önemli bir psikolojik unsur olarak da görülen seksin, hayatımızdaki olumlu ya da olumsuz etkilerini artık hepimiz biliyoruz. Bu konuda yapılan araştırmalar, iyi bir seks hayatı olan kişilerin, mutlu ve huzurlu olduğunu ortaya çıkarıyor. Özellikle cinsel yaşamında mutlu olamayan kişilerin, hayattan zevk almakta da güçlük çektikleri belirtilmiş. Hayatımızda büyük bir yer tutan seksin, ne derecede önemli olduğu tartışılırken, uzun süreli ilişkilerde karşılaşılan sorunların çiftleri seksten soğuttuğunun ve yeni arayışlara ittiğinin altını çiziyor.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da iki farklı görüş söz konusu... Seksin çok önemli olduğunu iddia edenlerin görüşleriyle, önemli olmadığını savunanların görüşlerini araştırdık. İşte sonuçlar...

Seks, ilişkinizdeki sorunlarınızın en basit nedeni. Hayata bakış açınızı değiştirme gücüne bile sahip olan seks, mutluluğunuzun ya da asabiyetin de kaynağı aynı zamanda...

"En son ne zaman seks yaptığımı hatırlamıyorum. Hayatta seksten başka zevkler de var" diyebilirsiniz. Evet, gerçekten de hayatta zevk alabileceğiniz başka şeyler de var. Özellikle sıradan bir ilişkiniz varsa, "başka şeyleri" seksten daha önemli görebilirsiniz. İyi birer arkadaş olabilir ve iki arkadaşın yaptıklarını yaparak mutlu olabilirsiniz. Ancak gerçek cinsel birlikteliğiniz yoksa, "sevgili" olduğunuzu iddia edemezsiniz.

Bir düşünün.... Her gece aynı yatağı paylaştığınız eşinizle seks yapmıyorsunuz. Ya da seks yapma sıklığınız yok denecek kadar az. Bu durum, eşinizin ya da sevgilinizin cinsel anlamda, sizi isteyip istemediği şüphesini uyandıracaktır doğal olarak. Sonuç olarak, sıradan, mutsuz, özgüveni sarsılmış bir ruh haline sahip olacaksınız.

Gelelim seksi önemli kılan diğer tezlere... Seksi, sadece çocuk sahibi olmak için geçilen sıradan bir yol olarak görmemek gerekiyor. Çünkü mükemmel bir seks hayatı olan çiftler, aynı zamanda birbirlerini çok iyi tanıyan çiftlerdir. Yatakta birbirlerini "yakinen" tanıma fırsatı bulan partnerler, ünlük hayattaki sorunlarının üstesinden gelme konusunda daha pratiktirler.

Eğer seksi yok sayarak yaşamaya devam edersiniz, ilişkinizde "zorlanmalar" olduğunun farkına varacaksınız.

Bu sorunu görmezden gelip, bu şekilde ilişkinize devam ederseniz de yapacağınız tek şey, "Hayattan zevk alacak başka şeyler de var" demek olacaktır.

Aslında bu telkin, yavaş yavaş birlikte yaşayan iki arkadaşa dönüştüğünüzü, artık bir sevgli hayatı yaşamadığınızın en önemli göstergesi. Çünkü seks, iletişimin en genel yoludur! Seksin olmadığı bir hayat, sizi bir süre sonra bunalıma sürükleyebilir.

Uzun süreli bir ilişkide hep aynı kişiyle birlikte olmak, sizi sıkmış olabilir. Eğer gerçek sebep buysa, ayrılıp yeni biriyle gizli kalmış tutkularınızı ortaya çıkartmak isteyebilirsiniz.

Herkes seks hakkında yalan yanlış bir şeyler konuşuyor. Peki seks gerçekten bu kadar önemli mi? Hayır!
Yeni biriyle birlikte olmak, heyecan dolu olduğu kadar, sizin sekste ne kadar iyi olduğunuzun bir kanıtı da olabilir. Ama uzun süreli bir ilişkide her defasında daha iyi olmak zorundasınız. Ancak repertuarınız aynı olduğu sürece yeni parçalar çalamazsınız. "Seks iyidir, daha çok seks ise daha iyidir" türü bir mantık bir süre sonra monoton ve sıkıcı bir hayata dönüşecek ve seksten zevk almamaya başlamanıza yol açacaktır.

Uzun süreli bir ilişkide seks, yıllar önce aldığınız bir elbiseyi her gün giymek zorunda kalmaya benzer!
Elbise aynıdır, giyme şekliniz aynıdır. Yeni olan, heyecan verici olan hiçbir şey yoktur. Eğer iyi bir seksin hayatınızda olmasını istiyorsanız, iki tercihiniz var: Ya yeni bir ilişkiye başlarsınız, ya da daha az ama daha iyi seks yapmayı tercih edersiniz. Birçok çift ikinci yöntemi uyguladıklarını ve faydasını gördüklerini anlatıyor. Sürekli ve monoton olmayan, zorunluluk ve alışkanlık haline gelmeyen seks, sizi heyecanlandırmaya devam edecektir.

Evliliği sarsan 8 yanlış...



Kabul, hep siz haklısınız, sizin dediğiniz doğru ve hep sizin sözünüz geçerli olmalı! Siz insanın kalbinden geçeni bile okuyabilirsiniz!

Yok canım o kadar da değil diyorsanız, önerilerimize göz atınız.

1. EŞİNİN KİŞİLİĞİNE KARŞI AĞIR ELEŞTİRİDE BULUNMA

Eşinin kişiliğini küçük düşürücü, onur kırıcı sözler sarf etmek sevgiyi zedeler. “Sen hep böylesin, hep beceriksizsin.” suçlamalarına sitemkar ve biraz da hakaret içeren “Hep kendi bildiğini okudun. Beni dinlemedin.” sözleri suçlayıcı eleştirilerdir.

2. İŞİ YOKUŞA SÜRME

Günün birinde eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir. Diğer eş “On yıldır sana söyledim; ama beni dinlemedin, başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?” biçimindeki konuşmalar eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır.

3. GEÇMİŞİ HATIRLATMA


Evlilik hayatı boyunca insanların olumsuz hatıraları olmuştur. Kavgalar, tartışmalar, atışmalar ya da unutulan anlar, yapılan yanlış davranışlar olagelmiştir. Evlilik hayatı boyunca bu kötü hatıraların eşler tarafından tekrak tekrar ısıtılarak ortaya konulması ilişkileri zedeler.

4. GENELLEMEDE BULUNMA

Eşinize bir kalıp biçerek o kalıba sokan ifadeler kullanmak, onu kötü bir fiille damgalamak da büyük hatalardan biridir. “Ben senin için değiştim, sen benim için hiçbir şeyden vazgeçmedin. Çok bencilsin...” sözleri evliliği yıpratır.

5. EŞİNİN AKLINI OKUMA

Çiftler arasında diyalog tek taraflı olmaya başladığında eşler birbirlerine mesafe koymaya başlarlar. Sürekli iğnelemeler, kavgalar, atışmalar artık kadın ve erkeği kendi dünyasına itmiştir. Erkek de kadın da kendi dünyasında eşiyle konuşmaya başlar. Kafalarında kurdukları şeyler zaman zaman birbirlerinin hareketlerine yorumlar çıkarmaya neden olur. “Senin ne demek istediğini biliyorum. Ben senin bakışından anlarım.” gibi sözlerle eşinin mimik ve hareketlerinden anlamlar çıkarılmaya başlanılır.

6. KENDİNİ HEP HAKLI GÖRME

Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde kim daha haklı, adeta “mahkeme” kuruluyor.

7. KONUŞURKEN SÖZLERİN KESİLMESİ VE SES TONUNU YÜKSELTMESİ

İletişimde en önemli husus konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralara girmektir. Dinlemek, anlamak ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek, ses tonunu yükseltmemektir.

8. EŞLERDEN BİRİNİN KENDİSİNİ TERAPİST YERİNE KOYMASI

‘Senin hasta olduğunu biliyorum, nedenlerini de biliyorum. Senin ne zayıflıkların var hepsini keşfettim, ne yapman gerektiğini söylüyorum, beni dinlesen doktora filan da ihtiyacın olmaz’ gibi sözler doğru değildir. Eş ne kadar bilgili, tecrübeli olursa olsun kendini doktor yerine koymamalıdır.
kadın diyet,Kadın Hayat, Kadın, Güzellik, Moda, Magazin, Diyet, Makyaj, Sağlık, Evliliki, Kadın Sağlığı, Mutfak, Bebek, Doğum, Yemek Tarifleri, Dünya Mutfağı, sağlığı,astroloji,makyaj,güzellik,kadınlar,cinsellik,moda,magazin,ev dekor,aşk,evlilik,stil,kadın olmak,cilt bakımı, gelinlik modelleri, abiye, damatlık, hüsniye moda, husniye gelinlik, ve gelin aksesuarları, gelinlik abiye toptan, Parfüm, Estetik, Diyet, Makyaj, yaz Modası, giyim, bayan giyim, erkek giyim ,kadın, giyim kadın, iç giyim ,mango giyim ,marka giyim ,moda giyim ,online giyim ,rap giyim ,sarar giyim ,tekstil giyim ,tesettur giyim, ucuz giyim ,çocuk giyimi,cilt,saç,tırnak,bakımı, Ergenlik, Ergenlik Dönemi,