| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bayanlara Özel moda Dünyası,vucut,sac,ve Cilt Bakımı, Güzellik, Diyet, Makyaj, Moda,zayıflama,yemek tarifleri,

bayan giyim,spor giyim,takı aksesuar,model,kozmetik,tasarım, Güzellik, Diyet, Makyaj, Moda, Evlilik, kadın hastalıkları, kadın doğum, kadın sağlığı, güzel kadın, kadın giyim,cilt bakımı, gelinlik modelleri, abiye, damatlık, hüsniye moda, husniye gelinlik, gelinlik ve gelin aksesuarları, gelinlik abiye toptan, gelinlik siteleri,Miss Model Of Turkey, kozmetik, Moda haberleri, moda türkiye, moda turkey, moda turkiye, Moda, Güzellik, Kadın Sağlığı, Parfüm, Estetik, Diyet, Makyaj,2008 yaz Modası, giyim, bayan giyim, erkek giyim ,kadın, giyim kadın, iç giyim ,mango giyim ,2008 - ateş kırmızısı,kısa model elbiseler,Kategori, kisa abiyeler, çok özel nişanlık elbiseler , nişanlık modelleri, sırt dekolteli abiye modeli,Dantel Ornekleri ,Danteller ,Dantel Sehpa Örtüsü, Hamile Elbiseleri,Hamile Kıyafetleri, MAC 'dan yeni model makyaj malzemeleri,İtalyan tasarımcılara ait Gelinlik modelleri, Tanım, çocuk ve bebek sağlığı,ağız ve diş sağlığı,bel ve boyun fıtığı,fizik,Tırnak,Estetik,Kadın,Kozmetik, diyet güzellik makyaj moda aşk,uzun saç modeli,modelleri, kısa saç modeli, modelleri, erkek saç modeli, modelleri, abiye topuz modeli,modelleri, gelin ,Kadınlara Dair ,kadın,kadin,diyet,kadın,zayıflama,egzersiz,yapma,yürüyüş,koşu,kros,örgü,dantel,yemek kısacası hayata, ve kadına, dair herşey burada,Kadın, cilt bakımı, saç bakımı,diyet, zayıflama,aşk,Kadına dair aradığınız herşey,yemek tarifleri,

8 "diyet" etiketi kullanan gönderi "diyet" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Bayanlara özel pijamalar







































__________________

..B

Haftada 4 kez spor zayıflatır,Zayıflamanın 12 basit kuralı

Daha sağlıklı, mutlu, kaliteli ve uzun bir yaşam için hangi sporu seçmeli, ne kadar spor yapmalısınız? İşte yanıtlar...


Uzun yaşamak, hayatı zinde, kaliteli, nitelikli geçirmek istiyorsanız spor yapıyor olmalısınız ya da en yakın zamanda spora başlamalısınız! Fiziksel görünüşünüzü güzelleştirmek ve zindelik sağlamak için yarışmalara katılacak profesyonellikte sporcu olmak zorunda da değilsiniz. "Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme" bütünü kas gücünü, dayanıklılığı, koordinasyonu artırıp, kardiyovasküler uyumu sağlar, şişmanlık riskini azaltır, daha mutlu ve stressiz bireyler yaratır.
Doğru kilo kaybı yağ kaybıdır; bunun için vücudun "çalışan işçileri" olan kas kitlesini artırmalı metabolik faaliyeti yükselterek yağ yakımını hızlandırmalısınız. Bunun en temel yolu da diyet programları için her zaman söylediğimiz "kişiye özel" ilkesinin spor programları için de uygulanmasından geçmektedir. Kendi vücudunuza, yaşam şartlarınıza ve isteğinize uygun bir spor seçip o sporu yapmayı sürdürmelisiniz.

Kısırlığa yol açabilir!
Son çalışmalar kadınların son yıllarda uyguladıkları ağır diyet ve sporla bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiklerini, bunun da kısırlığa giden sonuçlara neden olabileceğini, hamile kalmakta zorlanabileceklerini göstermiştir.
Dikkat edilmesi gereken en kritik nokta, harcanan eforun şiddeti, yani yoğunluğudur. Spor hekimi efor testiyle egzersiz nabzını belirleyebilir. Eforunuzun yoğunluğu, egzersiz yaparken ıslık çalmanızın veya yanınızdakilerle konuşmanızın mümkün olacağı bir şiddette olmalıdır. Ayrıca, egzersiz yoğunluğu çok hafif de olmamalı, ter atılmalıdır.

Nasıl ve ne kadar?
Uzmanlar kilo kontrolü için haftada en az 2, kilo kaybı içinde haftada en az 4 kez spor yapmayı öneriyor. Spor öncesi ne çok aç, ne de tok olmalısınız. Sıvı alımını takip etmelisiniz.

Egzersiz konusunda kendinizi test edin

1) Haftada kaç kez spor yapıyorsunuz?
a) Hiç
b) Haftada 1 veya 2 kez
c) Haftada 3-4 kez
d) Haftada 5 veya daha fazla

2) Bir günde spor yapmak amacıyla ortalama kaç dakika hareket ediyorsunuz...
a) 10 dakikadan az
b) 10-20 dakika
c) 20-30 dakika
d) 30 dakika veya daha fazla

3) Spor yaparken ya da ağır bir aktivite sonrasında kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
a) Pek hareketli sayılmam.
b) Nefesim kesilmez, terlemem.
c) Normalden hızlı nefes alırım.
d) Normalden çok daha hızlı nefes alırım, terlerim.

A'lar çoğunluktaysa:
Sağlığınızı ciddi şekilde riske atıyorsunuz. Az hareket bile hareketsizlikten iyidir. Azar azar başlayın, performansınız yükseldikçe yaptığınız aktiviteyi artırın.

B'ler çoğunluktaysa:
Fena değil. Az da olsa hareket ediyorsunuz. Fayda sağlamak için biraz daha aktif olmalısınız. 10 dakikalık aktivitelerle başlayıp, birkaç hafta içinde bunu günlük 30 dakikaya, daha sonra da 60 dakikaya çıkarmak hedefiniz olmalı.

C'ler çoğunluktaysa:
Düzenli egzersizin faydalarını hissediyor olmalısınız. Haftanın çoğu günü yarım saatlik bir aktiviteniz var. Amacınız bunu artırmak her güne yaymak ve aktivite süresince hafif ısınma hissedip hafif şekilde nefes nefese kalmak olmalıdır.

D'ler çoğunluktaysa:
Süpersiniz! Aktivite süresince ciddi ısı artışı hissediyor, nefes nefese kalıyorsunuz. Egzersizin sağlığınız açısından faydalarını görmeye başlamış olmalısınız. Eğer performansınızdan memnunsanız bu seviyede tutmak için çalışın, artırmak niyetindeyseniz bir egzersiz uzmanı eşliğinde çalışın.
Zayıflamanın 12 basit kuralı

Spor salonuna veya diyetisyene gitmeden kilo veremeyeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!

Hayatınızda önemli değişiklikler yaparak, paradan tasarruf ederken emniyetli ve kalıcı bir biçimde kilo verebilirsiniz...

1. Eliniz abur cubura değil, suya uzansın. İştahınızı yatıştırmanın eldeki en ucuz, en emniyetli yolu bu...

2. Dolapları boş tutun. Hem paradan hem de sizi caydıracak şeylerden tasarruf edersiniz. Etrafınızdaki yiyecek çeşitlerini azaltmanız sizi gereksiz yere atıştırmaktan alıkoyacak.

3. İlham verici bir şeyler yapın. Kilo verdiğinizde giymekten büyük keyif alacağınız bir elbiseyi buzdolabınızın kapağına yapıştırarak kendinizi teşvik edebilirsiniz. Göbeğinize ‘piercing’ yaptırmak da zayıflama azminizi artıracak bir fikir olabilir.

4. Baharatları dilediğiniz gibi kullanın. Araştırmalara göre, zencefil, kırmızıbiber, pul biber gibi baharatlar ve bunlarla yapılan soslar vücudunuzun yağ yakma kabiliyetini %25 oranında artırabilir.

5. Kilo vermek için uyuyun. Uykunuzu yeteri kadar almanız, daha fazla enerji elde etmek için yemek yemenizi engeller. Yapılan son bir araştırmaya göre, yeterince uyuyan bir kadının metabolizması yüzde 40 oranında artıyor.

6. Gece mutfak seferlerine bir son verin. Araştırmacılar karanlık odaların ve gecenin karanlığının bizi daha fazla yemeye sevk ettiğini belirtiyorlar. Yataya bir saat erken girmeyi deneyin. Evinizde daha neşeli, parlak ışıklara yer verin, hem daha mutlu olacak hem de daha az atıştıracaksınız.

7. Kahvaltıyı kesinlikle sektirmeyin. Gün için gereken enerji yakıtınızı almanızı ve öğle yemeğinde kendinizi daha az aç hissetmenizi sağlar.

8. Doğru bir biçimde atıştırın. Sert bir şeker 20 kalori civarındadır, tüketme süresi 20 dakikaya kadar çıkabilir. 400 kalori içeren bir dondurma külahı ise on dakikaya kalmadan midenizde olur.

9. İçinizden çılgınca yemek yemek geliyorsa, size kendinizi iyi hissettiren müzikler dinleyin. Araştırmacılar müziğin beyindeki, en sevilen yiyeceği yemenin etkilediği merkezi harekete geçirdiğini belirtiyorlar.

10. Yeşil çay için. İsviçre Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmanın sonuçlarına göre, yeşil çay içmek vücudun yaktığı kalori miktarını artırıyor. Günde üç fincan içmeye çalışın.

11. Yediğiniz şeye yoğunlaşın. TV izlerken, bir şeyler okurken, ders çalışırken ya da e-mail’lerinizi yanıtlarken yiyecekleri gözden uzak tutun.

12. Dışarı çıkın. Günde en az yirmi dakikayı dışarıda oturarak ya da yürüyerek geçirin. Güneş ışığı içinizdeki yeme istediğini kontrol etmenize yardımcı olur.

Kadınlar günü 8 Mart ve Feminizm

 

Burjuva ideolojisinin her alanda etkisini gösterdiği, sözde aydın küçük-burjuvaların “birey olma” sevdasına kapıldıkları 12 Eylül sonrasına, tam bir sınıftan kopuş ve kaçış ideolojisi hakimdi. Kendini bireysel değil toplumsal kurtuluşa adamış binlerce devrimcinin zindanlara gömüldüğü ya da sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldığı askeri diktatörlük dönemi ve sonrasında, Türkiye her açıdan en karanlık dönemlerinden birini yaşadı. Tüm dünyayı neoliberalizm rüzgârlarının sardığı bu dönemde, uluslararası arenada da muazzam bir gericilik ve gerileme söz konusuydu. Fakat Türkiye’de yaşanan elbette bunun çok katmerlisiydi. Uygulanan baskı ve sindirme politikası uzun yıllar boyunca şiddetinden hiçbir şey yitirmediği gibi, Kürt ulusal mücadelesinin yükselişiyle daha da arttı.

Sınıf mücadelesinin dibe vurduğu, her türlü devrimci değerin ayaklar altına alınıp çiğnendiği, topluma derin bir korkunun hakim kılındığı bu dönemde, politikadan tümüyle uzaklaştırılan gençliğe burjuva ideolojisinin sinsi bir şekilde şırınga edildiğini görürüz. Gençler, yaşları gereği zaten meraklı oldukları cinsellik, psikoloji gibi konulara kanalize ediliyor, piyasa bu tür kitaplardan geçilmiyordu. Böylece, yalnızca kendini düşünen, bireyci, toplumsal sorunlara duyarsız bir gençlik “imal” edildi.

’80 sonrası liberal dalganın bir parçası da, Türkiye’de feminist hareketin boy göstermeye başlamasıydı. Her türlü küçük-burjuva ve burjuva ideolojisinin binbir çehreyle boy gösterdiği bir ortamda, feministlerin olmaması elbette mümkün değildi! Sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi, ortalığı “kadın” sorununu irdeleyen filmler, feminist yazarların kitapları, çeşitli feminist dergiler ve çevreler sarıverdi. Filmlerde ve yazınsal eserlerde ele alınan kadınların, daha çok, “entel”, yalnız, bunalımlı burjuva ya da küçük-burjuva tipler olmasıysa feminizmin kadın sorununu nasıl ele aldığına işaret ediyordu.

Kuşkusuz ne o dönemde ne de bugün yekpare bir feminist hareketten söz edilemez. Feminist hareket, sosyalist feministlerden burjuva feminizmine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Fakat kendine sosyalist feminist diyenler de dahil olmak üzere hepsinin ortak yanı, temel sorunun sınıfsal olduğunu görmemeleri ya da görmek istememeleridir.

Feminizm kadın sorununu kadın-erkek çatışmasına indirger

Marksizm, kadın sorununu, işbölümüyle ve toplumun sınıflara ayrılmasıyla birlikte ortaya çıkmış ve ancak bunların ortadan kalkmasıyla birlikte yok olacak bir sorun olarak görür. Feministlerin büyük bir bölümüyse, kadının ezilmesini erkeğin doğasından kaynaklanan sınıflar üstü bir sorun olarak ele alır. Kadın sorununu kadınlarla erkekler arasındaki bir çatışmaya indirgeyen feministler, sorunu yanlış tahlil ettikleri için çözümünü de doğru yerde aramazlar. Onlara göre kadın sorununa yönelik Marksist sınıfsal tahlil yanlıştır, sınıflardan önce de kadın sorunu mevcuttur ve bu sorunun ortadan kalkmasının sınıfların ortadan kalkmasıyla bir ilgisi yoktur. Sorun böyle konulduğunda, kendiliğinden bir çözümsüzlüğe de itilmiş olur. Dolayısıyla, diyalektik ve materyalist bakış açısından yoksun olan bu küçük-burjuva kavrayış, kadının kurtuluş mücadelesini sınıflardan bağımsız olarak yürütülecek tümüyle düzen içi bir mücadeleye indirger.

Feministler, her sınıftan kadınların ortak birtakım sorunları olduğundan, bunun için ortak mücadele vermeleri gerektiğinden dem vururlar. Oysa kadın sorunu sınıfsal bir sorundur ve insanlığın bir parçası olan kadınlar da sınıflara bölünmüşlerdir. Sınıflı toplumun başlangıcından bu yana var olan kadının ezilmişliği sorunu, her sınıftan kadında farklı farklı yansımasını bulmuştur. Ezilen sınıfların kadınları ezilmişliği ve sömürüyü katmerli yaşarken, ezen sınıfın kadını bu ezme ve sömürme ilişkisinde erkeğinin saflarında yer almıştır. Bu kapitalist toplumda da aynen geçerlidir.

Ait olunan sınıflar arasındaki fark ne denli büyükse, bu sınıflara mensup olan kadınların yaşadıkları sorunlar arasındaki uçurumlar da o denli derinleşmektedir. İşçi sınıfının kadınları en kötü koşullarda ve en düşük ücretlerle ağır bir sömürüye tâbi tutulurken, her türlü eşitsizliğe maruz bırakılırken, işin yanı sıra bir de evin yükünü sırtlanırken, burjuva kadınlar bütün bunlardan uzakta, işçilerin el koyulan artı-değerini kocalarıyla paylaşmakla meşguldürler. Kapitalist toplumun gerçekliği böyleyken, kadınların “kadın olmaktan” gelen ortak sorunlarını bulmak da olanaksızlaşmaktadır. Açıktır ki, “özgür kız”ların sorunlarıyla emekçi kadınların sorunlarının hiçbir ortak noktası bulunmamaktadır.

8 Mart etkinliklerinin ortaya çıkardıkları

Burjuvazi uzun yıllardır 8 Mart’ın içini boşaltıp, onu “Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü”nden “Dünya Kadınlar Günü”ne dönüştürmeye çalışıyor. Feministler de buna ellerinden gelen katkıyı sunuyorlar. Oysa 8 Martlar kadın işçilerin ve emekçilerin kapitalist düzene karşı verdikleri mücadelenin bir simgesidir ve bu içeriğine uygun olarak kutlanmalıdır.

Her 8 Martta yaşanan tartışmalar ve alınan politik tutumlar, kadın sorununa kimin nereden baktığını da çok net bir biçimde ortaya koyuyor. Feminist kadın gruplarından, çeşitli karma (kadın ve erkeklerden oluşan) örgütlere bağlı kadınlardan ve bireysel katılım gösteren kadınlardan oluşan 8 Mart etkinlik komitesi içinde hemen her yıl, mitinglere ya da etkinliklere erkeklerin katılımı konusunda şiddetli tartışmalar yaşanıyor. Feministler mitinglere ve etkinliklere tek bir erkeğin dahi katılmamasını savunuyorlar. Karma örgütlerden (bir bölümü sosyalist) gelen kadınlarsa, temsil ettikleri kitlenin büyüklüğüne ve komite içindeki sayılarının fazlalığına rağmen genellikle feministlere boyun eğiyorlar.

İşin dikkat çekici bir diğer yanı da, kendilerine Marksist diyen ve sosyalist feminizmi savunanların takındığı tutumdur. Bunlar “bağımsız kadın gruplarının” mitinglere erkeklerin katılmaması yönündeki ısrarlarını tümüyle haklı buluyorlar ve şunları söylüyorlar:

“Erkek egemen bir sistemin varlığı ortaya konduktan ve bu sistem içerisinde kadınların ezildiğini ve/veya sömürüldüğünü saptadıktan sonra bu sisteme karşı kadınların mücadelesinin erkeklerle birlikte verilmesi gerektiğini düşünmek; devrimci değil fazlasıyla aydınlanmacı bir tavır olur. Erkeklerin de bir parçası olduğu erkek egemenliğine karşı mücadele sadece kadınlarla verilebilir ve erkek egemen düzeni yıkacak olan da kadınlar olacaktır.”[1]

Her şeyden evvel belirtmek gerekir ki söz konusu sistem kapitalizmdir ve kendinden önceki diğer sınıflı toplumlar gibi o da erkek egemen bir sistemdir. Erkek egemenliğinin yanı sıra kapitalizmde daha pek çok sorun mevcuttur. Fakat temel sorunlardan hiçbirisi kapitalist sistemi tümüyle ortadan kaldırmaksızın çözülemez ve bunu yapabilecek tek sınıf kadınıyla erkeğiyle devrimci işçi sınıfıdır. Bugünün sınıflı toplumu olan kapitalizme cepheden karşı çıkmayan ve onu yıkma mücadelesine katılmayan hiçbir akım, mevcut sorunlardan herhangi birine karşı ciddi bir savaşım veremez. Bu çevre sorununda ne kadar böyleyse kadın sorununda da o kadar böyledir.

Dolayısıyla kadın sorununu bir sistem sorunu, bugün erkek egemenliğinin yeniden-üreticisi ve sürdürücüsü olan kapitalist sistemin yıkılması sorunu olarak ele alıyorsak (ki Marksistlere göre bu böyledir), tek devrimci bakış açısı “bu sisteme karşı kadınların mücadelesinin erkeklerle birlikte verilmesi gerektiğini düşünmek”tir. Kendi tavrını devrimci olarak bulup Marksist tavrı “aydınlanmacılık” olarak nitelendirenlere ise ne desek boş!

Bizler düzenlenen etkinliklerin organizasyonunda (güvenliğin sağlanması da dahil) asıl inisiyatifin emekçi kadınlarda olması ve mitinglerde emekçi kadın kortejlerine özel bir öncelik verilmesi gerektiği düşüncesine tümüyle olumlu yaklaşırız. Ancak mitinglere ve kapalı alan etkinliklerine erkeklerin hiçbir şekilde alınmamasını savunmak tümüyle sınıf bölücü bir küçük-burjuva feminist bakış açısının ürünüdür. Öncelik emekçi kadınlarda olmak üzere ve organizasyon komitesinin uyulmasını istediği disiplini bozmamak koşuluyla bu etkinliklere karma kortejler ve erkekler de katılabilmelidir.

“Erkeklerin de bir parçası olduğu erkek egemenliğine karşı mücadele sadece kadınlarla verilebilir ve erkek egemen düzeni yıkacak olan da kadınlar olacaktır” diyenler, sorunu kadınların erkeklere karşı verecekleri mücadeleye indirgiyorlar. Oysa her gün yeniden ve yeniden üretilen erkek egemen sistemin (bugün bu kapitalizmdir) bir bütün olarak işçi sınıfının devrimci mücadelesi olmaksızın yıkılması mümkün değildir.

Söz konusu sosyalist feministler, kadın mücadelesinin “karma” örgütlerin önderliğinde yürütülemeyeceğini ve önderliğin bağımsız feminist örgütlere bırakılması gerektiğini düşünüyorlar. Bunun için eylem organizasyonlarında bu örgütlere temsiliyette ağırlık verilmesini savunuyorlar. Ama bir yandan da, “bağımsız kadın örgütlerinin karma örgütlerdeki kadınların taleplerini görmezden gelerek, kadın hareketini orta sınıf kadınlarının talepleriyle sınırlaması ve düzene muhalif niteliğini yitirerek gittikçe reformcu bir çizgiye sürüklenmesi tehlikesi”nden dem vuruyorlar.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu bir “tehlike” olmayıp bir gerçektir. Sosyalist feministler “orta sınıf” kadınların kuyruğuna takılıp reformizmin bataklığına batmış durumdadırlar. Lafzen emekçi kadınların da mücadeleye çekilmeleri gerektiğini söyleseler bile, bunun için şimdiye kadar hiçbir ciddi adım atmadıkları ortadadır.

Açıkça söylemek gerekiyor ki, rahat mekânlarında oturup Marksizmi kadın sorununda yetersiz ve kör olmakla suçlayanlara, Komünist Manifesto’nun “cinsiyet-kör” yaklaşımlarını keşfetmek gibi “derin” çalışmalara gömülenlere, fabrikalarda, sendikalarda, işçi mahallelerinde emekçi kadınlar arasında devrimci çalışma yürütmek yıldızlar kadar uzak geliyor.

Kapitalizm ortadan kaldırılmadan kadın sorunu çözülemez

Kadın sorununun işçi devrimiyle birlikte otomatik bir çözüme kavuşamayacağı doğrudur. Fakat bu sorunun çözülmeye başlanabileceği yegâne ortamı ancak sınıfsız topluma giden zorunlu bir uğrak noktası olarak işçi iktidarı yaratabilir. Kadın sorunun nihai çözümü ise ancak işbölümünün ortadan kalkacağı, eskinin tüm alışkanlıklarının, değer yargılarının yok olup insanın insan olarak tarihinin başlayacağı komünist toplumda mümkün olacaktır. Yine ancak bu toplumda, kadın ile erkek arasındaki ilişki, her türlü çıkardan ve bencilce duygudan arınmış, salt sevgiye dayalı bir ilişki haline gelecektir.

Bu, komünist topluma kadar hiçbir mücadele verilmeyeceği anlamına gelmiyor. Nasıl işçi sınıfının kurtuluşu ancak sosyalizmle mümkünken bugünden her alanda mücadele veriyorsak, kadınların sorunlarının çözülmesi için de bugünden her türlü mücadeleyi yürütmemiz gerekiyor. İşçi sınıfı uzun mücadeleler içinde bu konuda sayısız talepler geliştirmiştir. Bunlardan güncel olan bazılarını şöyle sıralamak mümkün.

* İşyerlerinde kadınlara yönelik her türlü negatif ayrımcılığa son verilmesi, eşit işe eşit ücret

* Çalışan annelere doğum öncesinde ve sonrasında ücretli doğum izninin arttırılması, dilerse çocuk bakım iznini babanın kullanması

* Tüm işyerlerine kreş ve çocukların ve eşlerin de yararlanabileceği sağlık ünitesi

* Kadını aşağılayan, ikinci sınıf insan konumuna düşüren tüm yasaların kaldırılması, cinsel suçların cezalarının arttırılması

* Semtlerde, emekçi kadın komitelerinin yönetiminde kadın sığınma evlerinin kurulması, buralara sığınan kadınların her türlü güvenliklerinin sağlanması ve hukuksal sorunlarıyla ilgilenilmesi için gereken desteğin verilmesi

* Ağır işçilik yaptıkları halde “ev kadını” denerek eşleri çalışmadığı takdirde her türlü sosyal güvencenin dışına itilen “ev çalışanlarının”, sağlık ve emeklilik güvencesi sistemi kapsamına alınması

* Bir ev kölesi olarak, televizyon sayesinde 24 saat burjuva ideolojisinin etkisi altında kalan, ev işlerinin rutinliği ve çocuk bakımının zorluğu ve gerginliği nedeniyle fiziksel ve ruhsal sağlığını yitiren, ekonomik bağımlılığı nedeniyle zincirlerini kırması çok güç olan kadınlar için ücretsiz kreşlerin, çamaşırhanelerin, yemekhanelerin örgütlenmesi sayesinde, sırtlarına yüklenen yükün biraz olsun hafifletilmesi ve kadının doğrudan üretim sürecine katılmasının sağlanması.

Şimdiden uğruna mücadele verilmesi gerekenlerden birkaçı bunlardır. Fakat bunlar için dahi işçi ve emekçi kadınların, erkek sınıf kardeşlerini de bu mücadeleye dahil etmeleri ve kapitalist sistemin duvarlarını dövmeleri gerekiyor.

Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, kadınlar olmaksızın işçi sınıfının kurtuluşu, kapitalizmden kurtulmaksızın da kadınının kurtuluşu mümkün değildir!

2008 -çok özel nişanlık elbiseler


 

 

 

 

 

Güzel Yemek Yapmak İçin.



Güzel yemek yapmanın 25 püf noktasını biliyor musunuz ?
Ev hanımı iseniz her gün ne yemek pişireceğinizi düşünmekten sıkılmış olabilirsiniz veya evde farklı yaş gruplarından bireyler varsa ve hepsinin özel istekleri varsa işiniz zor.

Organize olmak iyi

Mutfağınızda sağlıklı yemek pişirme temel prensipse, lezzet ve sağlığı aynı anda yakalamakta güçlük çekiyor da olabilirsiniz. Ayrıca bir de kilo vermeye çalışıyorsanız mutfakta ne pişireceğinizi organize etmek iyice zorlaşmış demektir.

Besinleri doğru pişiriyor musunuz?

Mutfakta daha düşük yağ ve kalori için sağlıklı beslenme genel ilkelerini ve evdeki çocukları da düşünerek 25 farklı öneri hazırladık. Faydalı olması dileğiyle...

1. Sebze yemeği yaparken, bir kilo sebzeye iki yemek kaşığı sıvıyağ koyun. Etli sebze yemeklerinde ise dışardan yağ ilavesi yapmanıza gerek yok.

2. Pişirirken yağda kızartma, kavurma yerine haşlama, fırında ızgara veya sulu ısıda pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.

3. Yemeklere lezzet vermek için sadece yağa ve sosa odaklanmayın. Sebze ve baharatlarla farklı tatlar üretin.

4. Sos ve çorbaları krema yerine düşük yağlı sütle pişirin.

5. Evde tuzu ve yağı daha az tüketmesi gereken birey varsa herkese aynı tencerede yemek pişirin. Daha sonra bir miktar ayırıp tuz ve yağ ilave edin.

Kurabiyeye şeker yerine kuru meyve

6. Kurabiye ve keklerde şeker yerine kuru meyve veya az miktarda pekmez deneyin.

7. Dondurulmuş patatesi kızartmak yerine bir de fırınlayarak deneyin.

8. Yemek pişirmeye zamanınız yoksa sebzeyi haşlayıp salataya karıştırın veya yoğurtla deneyin.

9. Kek ve ya kurabiyelerde yağı azaltmak için yağsız süt tercih edin.

10. Izgaranızı sadece et, tavuk ve balık için değil, domates, biber, kabak, mantar, soğan dahil diğer tüm sebzeler için deneyebilirsiniz.

Tavuğu haşladıktan sonra yağını alın!

11. Tavaya yağ koymadan pişirme yapmak istiyorsanız biraz su damlatın ve kısık ateşte pişirme yöntemi uygulayın.

12. Fırında yağsız pişirme için yağlı kağıttan faydalanın.

13. Tavuğu haşladıktan sonra suyunu, üzerindeki yağı alıp daha sonra sebze veya çorbalarınıza ekleyebilirsiniz.

14. Katı meyve veya sebze sıkacağından çıkan posayı keklerin içine koyarak posa tüketiminizi artırabilirsiniz.

15. Bir yumurta ve iki yumurta beyazını karıştırın. Tavaya yağ yerine çok az su koyup sebzelerle beraber pişirin.

Canınız börek mi istedi?

16. Çay saati canınız börek isterse bir yufka içine üç yemek kaşığı lor peyniri, biraz maydanozla gözleme şeklinde dörde katlayın. Bir tatlı kaşığı zeytinyağla üç yemek kaşığı light yoğurdu üzerine sürün ve teflon tavada hafif ateşte iki yüzünü pişirin.

17. Pirinç yerine bulgur tercih edin. Glisemik indeksi düşük olan bulgur, kan şekeri seviyenizi dengeler, içerdiği lif ve proteinler pirince göre daha yüksektir. İki yemek kaşığı bulgur bir ince dilim ekmeğe eşittir.

18. Hamurlu ve yağlı tatlılar yerine meyveleri fırınlayın veya kuru meyvelerle tatlı yapmayı deneyin.

19. Meyve suyundan gelen kaloriyi azaltmak için sulandırın veya maden suyuyla karıştırın.

20. Domates ve soğanı yemeklerde bol kullanın. Kalori değeri düşük, su oranı yüksek olduğu için doyurucudur ve antioksidant kapasitesi yüksek.

21. Et veya tavuğun yanına karbonhidrat içeren patates, pilav yerine kalorisi çok düşük olan mantarı seçin. Soğan, domates ve taze sebzelerle sote edebilirsiniz.

22. Patatesi kızartmak yerine fırında sütle pişirmek çocuklarınız için çok daha iyi bir seçimdir.

23. Yulaf, kepek unu ve kuru meyvelerle kendi müslinizi hazırlayabilir, fındık, ceviz, badem ekleyebilrisiniz.

24. Tarçın şeker ihtiyacını azaltır meyve salatası, bitki çayları ve sütünüzün içine eklemeyi deneyin.

25. Evde mutlaka taze sebze ve meyve bulundurun. Çocuğunuzun atıştırma alışkanlığı varsa salatalık, havuç ve minik domateslere farklı şekiller verin.

Evliliği sarsan 8 yanlış...



Kabul, hep siz haklısınız, sizin dediğiniz doğru ve hep sizin sözünüz geçerli olmalı! Siz insanın kalbinden geçeni bile okuyabilirsiniz!

Yok canım o kadar da değil diyorsanız, önerilerimize göz atınız.

1. EŞİNİN KİŞİLİĞİNE KARŞI AĞIR ELEŞTİRİDE BULUNMA

Eşinin kişiliğini küçük düşürücü, onur kırıcı sözler sarf etmek sevgiyi zedeler. “Sen hep böylesin, hep beceriksizsin.” suçlamalarına sitemkar ve biraz da hakaret içeren “Hep kendi bildiğini okudun. Beni dinlemedin.” sözleri suçlayıcı eleştirilerdir.

2. İŞİ YOKUŞA SÜRME

Günün birinde eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir. Diğer eş “On yıldır sana söyledim; ama beni dinlemedin, başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?” biçimindeki konuşmalar eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır.

3. GEÇMİŞİ HATIRLATMA


Evlilik hayatı boyunca insanların olumsuz hatıraları olmuştur. Kavgalar, tartışmalar, atışmalar ya da unutulan anlar, yapılan yanlış davranışlar olagelmiştir. Evlilik hayatı boyunca bu kötü hatıraların eşler tarafından tekrak tekrar ısıtılarak ortaya konulması ilişkileri zedeler.

4. GENELLEMEDE BULUNMA

Eşinize bir kalıp biçerek o kalıba sokan ifadeler kullanmak, onu kötü bir fiille damgalamak da büyük hatalardan biridir. “Ben senin için değiştim, sen benim için hiçbir şeyden vazgeçmedin. Çok bencilsin...” sözleri evliliği yıpratır.

5. EŞİNİN AKLINI OKUMA

Çiftler arasında diyalog tek taraflı olmaya başladığında eşler birbirlerine mesafe koymaya başlarlar. Sürekli iğnelemeler, kavgalar, atışmalar artık kadın ve erkeği kendi dünyasına itmiştir. Erkek de kadın da kendi dünyasında eşiyle konuşmaya başlar. Kafalarında kurdukları şeyler zaman zaman birbirlerinin hareketlerine yorumlar çıkarmaya neden olur. “Senin ne demek istediğini biliyorum. Ben senin bakışından anlarım.” gibi sözlerle eşinin mimik ve hareketlerinden anlamlar çıkarılmaya başlanılır.

6. KENDİNİ HEP HAKLI GÖRME

Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde kim daha haklı, adeta “mahkeme” kuruluyor.

7. KONUŞURKEN SÖZLERİN KESİLMESİ VE SES TONUNU YÜKSELTMESİ

İletişimde en önemli husus konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralara girmektir. Dinlemek, anlamak ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek, ses tonunu yükseltmemektir.

8. EŞLERDEN BİRİNİN KENDİSİNİ TERAPİST YERİNE KOYMASI

‘Senin hasta olduğunu biliyorum, nedenlerini de biliyorum. Senin ne zayıflıkların var hepsini keşfettim, ne yapman gerektiğini söylüyorum, beni dinlesen doktora filan da ihtiyacın olmaz’ gibi sözler doğru değildir. Eş ne kadar bilgili, tecrübeli olursa olsun kendini doktor yerine koymamalıdır.

Güzel Bir Gelinlik Değil, Size Uygun Gelinlik


Güzel Bir Gelinlik Değil, Size Uygun Gelinlik!

Bu hata ne kadar çok yapılıyor biliyor musunuz? Gelinlik kızlarımız belki de evlilik olayının büyüsüne kapılmış olduklarından dolayı gelinlik seçimlerini yaparlarken olumsuz kararlar verebiliyorlar!

Ünlü modaevlerinin, en ideal ölçülü vücutlara giydirip, en profesyonel sanatçılara fotoğraflarını çektirdikleri gelinlik modellerinin, kendi üstlerinde de aynı havayı verebileceklerini hayal ederek belki de düğünlerinde hayal kırıklığına uğrayabiliyorlar. Tabii ki bu her gelin adayı için geçerli değil, bir çoğu da kendini objektif bir gözle eleştirip, ailesinden, arkadaşlarından ve bu işin profesyoneli olan bir modacıdan fikir alarak daha ideal bir çözüme ulaşabiliyorlar.

Tamam da, gelinlik modelleri bu kadar çeşitli bir şekilde boy gösterirken ben beğendiğim bir tanesini diktiremeyecek miyim? Ya da alıp giyemeyecek miyim? Tabii karar sizin. Ama "moda kişiye yakışandır" sözünü de hatırlatmadan edemeyeceğiz. İşte size gelinlik modeli seçiminde ipucu olabilecek bazı tavsiyeler:

Balık etinde bir gelin adayı iseniz, narin bir model seçip, renk ve aksesuarları da o modele göre seçmeniz yerinde olur. Renk olarak bembeyaz bir gelinlik giymeniz yanlıştır. Gelinliğinizin rengini krem veya kırık beyaz olarak seçerseniz, vücut kütleniz beyaz renk kadar hacimli görünmeyecektir. Dikkati kilodan uzaklaştırmak amacıyla, yaka modeli ve dikkat çeken bir aksesuar da etkin olmaktadır. Ayrıca eğer göbek yapınız çıkıntılı ise, "çan etek" şeklinde bir gelinlik tercih etmeniz yerinde olur.

Gelelim çok zayıf hanımlara! Tabii ki çok zayıf görünmek de pek hoş olmaz. Eğer vücut yapınız ince ve uzun ise, kabarık etekli gelinlik modelleri size uygun olabilir.

Pekala, kısa boylu hanımlara ne önermeliyiz? "V yakalı" veya "V kesimli" gelinlik modelleri, boyun daha uzun algılanmasını temin eder. Model seçiminizde bunu göz önünde bulundurun.

Eğer boyunuz yeterince uzunsa, ayakkabılarınızın görünmesini sağlayacak modeller seçebilirsiniz.

Gelinlik modeli seçiminde sadece vücudunuz rol oynamıyor! Dikkat etmeniz gereken bir konu da düğünün yapılacağı ortamdır. Düğün mekanınız eğer lüks bir otelin salonu, havuzbaşı veya bahçesi ise "ağır bir gelinlik" olarak tabir edilen; taşlı, dantelli ve bol ışıltılı bir model ortama yakışacaktır. Bahçe ve kır düğünlerinde ise, bu saydıklarımızın tersine, daha rahat, hareket imkanı veren ve bol çiçek kullanılan gelinlik modelleri ortama uyum sağlayacaktır.

Gelinlikte Siluet Çeşitleri
En özel ve en güzel günde, harika bir gelinlik içinde prensesler gibi olmayı bütün genç kızlar düşler. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, beğendiğiniz bir gelinliği istemek yeterli değil! Şık bir gelin olabilmek için önemli olan size yakışan bir gelinlik modelinin belirlenmesidir ve bu model düğün konseptiyle ve diğer detaylarla da uyumlu olmalıdır.

Genellikle gözardı edilen bir detay da gelinliğin rahatlığıdır. Güzel bir gelinlik içinde olmak kadar, o gelinliğin içinde rahat edebilmek de önemlidir. Özellikle dans ederken rahat bir gelinlik içinde olmalısınız ki, bulunduğunuz ortama ışıltılar saçasınız.

Şimdi, gelinlik modelleri hakkında biraz bilgi edinerek, vücudumuza en uygun olan gelinliği bulmaya çalışalım:


Empire (Kraliyet Tipi)
Tipik işareti, yüksek belli bir yapıda olmasıdır. Etek bölümü, "A harfi" şeklinde ya da dar kesimli olarak inebilmektedir. Uzun kollu uygulamalar daha resmi ve klasik bir hava yaratabilmektedir. Ancak straplez de uygulanabilir.

Büyük göğüslü, dolgun vücutluysanız bu modeli önermeyiz. Boyunuz kısa, kalçanız ve beliniz kalın ise, bu modeli tercih edebilirsiniz. Yüksek bel yapısı, vücudunuzun uygunsuz olan kısımlarını kamufle edecektir. Göğüsleriniz küçükse, kumaşın sıkıca sarılması sayesinde göğüsleriniz olduğundan büyük gözükecektir. Hamileyseniz de bu modeli seçebilirsiniz.


Sheath (Tüp Tipi)
En seksi gelinlik olarak nitelendirilir. Sebebi, vücut hatlarını ortaya çıkaran bir yapısı olmasıdır. Bu modelde; jarse, jorjet ve ipek kullanılırsa, dizayn en iyi şekilde ortaya çıkar. Zayıf bir vücut yapınız varsa, ve/veya uzun boylu biriyseniz tercih edebileceğiniz bir modeldir. Geniş omuzlu ve köprücük kemikleriniz belirgin ise, yine bu model size tavsiye edilebilir.

Ancak, geniş omuz yapısında olan vücutlarda ince bantlardan kaçınmak yerinde olur. Minyon ve orantılı bir vücudunuz varsa bu modeli önerebiliriz. Basit hatlar nedeniyle, vücudunuz daha uzun gözükecektir. Fazla kiloluysanız bu modeli geçiniz. Bu model karnınızı saracağından dolayı, karnınız daha da çok ortaya çıkacaktır. Armut tipli, kısa belli vücut yapılarına önermediğimiz bir modeldir. Sebebi, vücudunuzun alt kısmını geniş gösterece olmasıdır.


Ballgown (Balo Tipi)
Bu model, en resmi ve geleneksel gelinlik modelidir. Bu tip gelinlikleri belirginleştiren, korsesi ve eteğin tam boy olmasıdır. Bu modeli tercih edebilmek için, ince bir vücut, kum saati tipinde bir vücut ve ince bir bele sahip olunması önerilir.

Bunun dışında; armut tipli bir vücut yapınız varsa da, straplez stil ile beraber uygulandığında dikkatler genellikle vücudunuzun üst kısmında yoğunlaşacaktır. Böylelikle dengeli bir görünümün elde edilmesi sağlanır. Ufak defek bir yapıda iseniz, bu model üzerinizde baskın bir görüntü verebilir. Bu nedenle pek tavsiye edilmemektedir.


Princess/A-line (Prenses/A-Tipi)
Genellikle bütün vücutlara uyabilen ve "A şekli" olarak da bilinen bu tip gelinlikler, göğüsten veya omuzdan çizgisinden çan şeklindeki eteğe düşey olarak inen dikiş stilleriyle diğer modellerden ayrılırlar.

Kısa boylu, kısa belli veya minyon bir yapıdaysanız, bu modeli tercih edebilirsiniz. Dikey çizgiler vücudunuzu daha uzun gösterecektir. Omuzlarınızın görünmesini isterseniz, arkası açık ve omuzları açıkta bırakan modeller de seçebilirsiniz. Büyük göğüslüyseniz de yine tercih edebileceğiniz bir modeldir. Açık veya "V yaka" seçiminiz ile, boğazınızı daha geniş göstererek orantı kurabilirsiniz.


Mermaid (Balıketek Tipi)
Bu tip gelinlikler, vücut hatlarınızı belirgin olarak ortaya çıkarır. Zayıf, uzun ve orantılı vücut yapıları için tavsiye edilmektedir. Aksine; minyon, kalın, kısa belli veya ters armut şeklindeki vücutlara önerilmez.

Bu tip gelinlikler yakışan vücutlara seksi bir hava da katmaktadır.



Gelinlik Dikiminde Kullanılan Kumaşlar
Fay: Yollu ve dokulu bir kumaş olan bu tür, gelinliklerin ön yüzünde kullanılır. Daha çok düz kesimli gelinliklerde rastlanır.

Fransız Danteli: Tüm gelinlik modellerinde uygulanabilen bu kumaş, daha çok duvakta kullanılmaktadır.

Güpür: Ağırlıklı olarak kol, yaka ve göğüs kısımlarında kullanılabilir. Kış, sonbahar gelinliklerinde daha çok tercih edilmektedir.

Kordone Dantel: Nazik bir kumaştır, gelinliğin genelinde kullanılabilir. Yaz gelinlikleri için uygundur.

Saten: İpeksi dokusu sayesinde, özellikle de yaz gelinliklerinde sık olarak kullanılmaktadır. Her türlü kesime uygundur ve en çok tercih edilen gelinlik kumaşıdır.

Şantuk: Gelinliğin hem üst, hem etek kısımlarında uygulanabilir. İpeksi yapısıyla her tür gelinlik modeline uygundur. İpek dokulu olup, parlak ve seyrek yapıdadır.

Şifon: Şeffaf, ince yapısı sayesinde yaz gelinliklerinde kullanılmaktadır. Bu romantik kumaş, her tip gelinlik için uygun yapıdadır.

Organze: Gelinliği bütün bedende kullanmak için ideal yapıda bir kumaştır. Hem klasik, hem sıra dışı gelinlik modellerinde kullanılmaktadır. Şeffaf ve ince olmasıyla yaz gelinliklerinde ideal bir kumaştır.

Tafta: Hem pastel, hem parlak renklere sahip olan bu kumaş, gelinliklerde ve nişanlıklarda en çok tercih edilen kumaş türüdür. Gelinliğin üst ve etek kısmında rahatlıkla kullanılmakta olup, daha çok kabarık gelinliklerde uygulandığunu görmekteyiz.

Tül Üzerine Brode: Tül üzerine işlenmiş motifli, ince ağ yapılı bir kumaş türüdür. Nakışlı Fransız Danteli de denir. Gelinliğin kol, yaka ve göğüs bölümlerinde kullanılmaktadır. Tüm mevsim gelinlikleri için kullanılabilir.

Ziberlin: Fayın daha incesi ve ipek olanıdır, üzerinde dokuları vardır. Kuplu gelinliklerde kullanılmaktadır.

Evlenilmeyecek Erkekler



Evlenilmeyecek Erkekler

Hangi erkeklerle evlenilir, hangileriyle evlenilmez?

İşte deneyimlerin ışığında evlenilmeyecek erkeklerin özellikleri..


1. Sizi annesinden bile çok sevdiğini söyleyen, tüm kadınlardan farklı olduğunuzu, büyüleyici olduğunuzu söyleyen bir erkeğe asla kapılmayın. Ölünceye kadar sizi bırakmayacağını söylese de birgün ortadan kaybolabilir.

2. Geleneklerine bağlı bir erkek arkadaşınız varsa bir kez daha düşünün. Sizi kendi adetlerine uydurmak için çabalıyorsa, hatta zorluyorsa tekrar düşünün. Sizi değiştirmeye çalışan bir erkekle ne kadar anlaşabilirsiniz ki? Ona tutkulu olduğunuz olduğunuz dönemde onu kazanmak için yapacaklarınız asla onun size daha çok aşık olmasını sağlamaz.

3. Hayatınızda gördüğünüz en yakışıklı adamla evlenir misiniz? Üstelik ikinci buluşmanızda size sonsuz aşktan söz edip, aşkınızın böyle olduğunu söyleyen biriyse tekrar düşünün. Çoğu kadın ilerleyen süreçte böyle bir erkeğin sadece hayal olduğunu görüyor.

4. En beğendiğiniz sanatçı kadar yakışıklı bir erkekle çıkıyorsunuz. Bu tür yakışıklı bir adamla kadınların ilgisi ya da kendi çapkınlıkları sebebiyle uzun süre birlikte olmak oldukça zordur. Dikkat edin.

5. Çok çok tatlı bir erkek arkadaşınız var ve size en romantik yerde evlenme teklif etti. Şaşırdınız.
Bu arada hep erkek erkeğe dolaştığını hiç kız arkadaşı olmadığını görüyorsunuz. Acaba.. diye bir şüphe geçiyorsa içinizden emin olmadan evlenmeyin.

6. Bir gece dışarı çıktınız ve birinden hoşlandınız. Herşey çok çabuk gelişti, sabah gözlerinizi açtığınızda onunla nişanlanmıştınız ya da siz öyle sandınız. Yanınızda kimse yoksa, ne yazık ki çapkın bir playboya rastladınız. Babası muhtemelen bir playboydu, kendisi de öyle ve hiç çocukları olmadı. Aynı yere gittiğinizde muhtemelen yine orada ancak yanında bu kez başka biriyle olacaktır.

7. Gazeteci ya da yazar bir sevgiliniz mi var? Ona aşıksınız. Ancak her konuda tartışan, eleştiren yönü sizi yorabilir. Stresli bir işi olduğu için her an tartışma başlatabilir yani mayın tarlası gibidir. Tekrar düşünün.

8. Evinizi taşırken karşılaştığınız dönemde etrafınızdaki biri size yardımcı oldu. Ancak sorun şu ki sizden oldukça kısa ancak siz herşeye rağmen birbiriniz için deli oldunuz. Birlikte dışarı çıktığınızda çok da uyumlu olmadığınızı farkettiyseniz evlilikle sonuçlanmadan daha fazla uzatmayın.

9. Çok iyi tanıdığınız ve en iyi arkadaşınız neden sevgiliniz olamasın ve evlenemeyesiniz. Bunu yapmadan önce alışkanlıklarınızın ve hayallerinizin aynı olup olmadığını dahası aranızda alışkanlık mı yoksa aşk olup olmadığını iyi belirleyin. Aşk ve ortak noktanız yoksa 'en iyi arkadaşımla anlaşırım' gerekçesiyle evlenmeyin.

10. Zayıf, kel, kendini kandıran, güvensiz, hayvani şehvete sahip biriyle evlenmeyin. Bugüne kadar böyle biriyle karşılaşmadıysanız ne kadar şanslı olduğunuzu düşünüp mutlu olun.
kadın diyet,Kadın Hayat, Kadın, Güzellik, Moda, Magazin, Diyet, Makyaj, Sağlık, Evliliki, Kadın Sağlığı, Mutfak, Bebek, Doğum, Yemek Tarifleri, Dünya Mutfağı, sağlığı,astroloji,makyaj,güzellik,kadınlar,cinsellik,moda,magazin,ev dekor,aşk,evlilik,stil,kadın olmak,cilt bakımı, gelinlik modelleri, abiye, damatlık, hüsniye moda, husniye gelinlik, ve gelin aksesuarları, gelinlik abiye toptan, Parfüm, Estetik, Diyet, Makyaj, yaz Modası, giyim, bayan giyim, erkek giyim ,kadın, giyim kadın, iç giyim ,mango giyim ,marka giyim ,moda giyim ,online giyim ,rap giyim ,sarar giyim ,tekstil giyim ,tesettur giyim, ucuz giyim ,çocuk giyimi,cilt,saç,tırnak,bakımı, Ergenlik, Ergenlik Dönemi,