| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Bayanlara Özel moda Dünyası,vucut,sac,ve Cilt Bakımı, Güzellik, Diyet, Makyaj, Moda,zayıflama,yemek tarifleri,

bayan giyim,spor giyim,takı aksesuar,model,kozmetik,tasarım, Güzellik, Diyet, Makyaj, Moda, Evlilik, kadın hastalıkları, kadın doğum, kadın sağlığı, güzel kadın, kadın giyim,cilt bakımı, gelinlik modelleri, abiye, damatlık, hüsniye moda, husniye gelinlik, gelinlik ve gelin aksesuarları, gelinlik abiye toptan, gelinlik siteleri,Miss Model Of Turkey, kozmetik, Moda haberleri, moda türkiye, moda turkey, moda turkiye, Moda, Güzellik, Kadın Sağlığı, Parfüm, Estetik, Diyet, Makyaj,2008 yaz Modası, giyim, bayan giyim, erkek giyim ,kadın, giyim kadın, iç giyim ,mango giyim ,2008 - ateş kırmızısı,kısa model elbiseler,Kategori, kisa abiyeler, çok özel nişanlık elbiseler , nişanlık modelleri, sırt dekolteli abiye modeli,Dantel Ornekleri ,Danteller ,Dantel Sehpa Örtüsü, Hamile Elbiseleri,Hamile Kıyafetleri, MAC 'dan yeni model makyaj malzemeleri,İtalyan tasarımcılara ait Gelinlik modelleri, Tanım, çocuk ve bebek sağlığı,ağız ve diş sağlığı,bel ve boyun fıtığı,fizik,Tırnak,Estetik,Kadın,Kozmetik, diyet güzellik makyaj moda aşk,uzun saç modeli,modelleri, kısa saç modeli, modelleri, erkek saç modeli, modelleri, abiye topuz modeli,modelleri, gelin ,Kadınlara Dair ,kadın,kadin,diyet,kadın,zayıflama,egzersiz,yapma,yürüyüş,koşu,kros,örgü,dantel,yemek kısacası hayata, ve kadına, dair herşey burada,Kadın, cilt bakımı, saç bakımı,diyet, zayıflama,aşk,Kadına dair aradığınız herşey,yemek tarifleri,

6 "saç" etiketi kullanan gönderi "saç" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

gelin saçları ,gelin başı modelleri, gelin saç modelleri ,yeni sac,kesimi modelleri

gelin saç modeli 

gelin başı modelleri 

elinlik-modeli elinlik-basi elinlik elin eli yaz gelmesiyle evlenmeyi düşünenler ve evlenecekler için düğün hazırlıkları başladı.

bayanları ise tatlı bir güzel olma telaşı.

gelin başı modelleri arayanlara yardımcı resimler

doğal yollardan saçlarınızı parlatın 

Yıllardır  insanlar cilt ve saçlarını nasıl daha güzel hale getireceklerini merak edip durmuşlardır. Saçlarını güzelleştirmek ve ciltlerini gençleştirmeye yönelik reçeteler, eski mısır yazılarında bile vardır.Bütün  bunların içinde su aygırı yağı, ceylan boynuzu içerenler mevcuttur. Romalılarınsa kırışıklarından kurtulmak için nergis tomurcuklarını balla karıştırdıkları biliniyor.

Zaman ilerlese de, Teknoloji gelişse de iki şeyin kesinlikle değişmediği gerçektir, ilki kadınların gençlik ve güzelliğe düşkünlüğü, ikincisi ise bitki özlerinin hala güzellik kaynaklarının en başında gelmesidir.

Bitkisel kaynaklı ürünlerin ve organik kozmetiklerin çok revaçta olduğu bugünlerde biz de, sizlere doğal bir maske uygulaması vermek istedik. uygulaması basit olan bu maskemizin tarifi aşağıdadır.
Muzlu - Ballı Maske

Malzemeleri:

• 1 adet organik muz
• 2 yemek kaşığı doğal yoğurt
• 2 çay kaşığı saf zeytinyağı
• 1 çay kaşığı organik bal
• 2 tatlı kaşığı tam yağlı süt
• 4 damla tatlı badem yağı

Tüm malzemeleri blenderden geçirdikten sonra koyulaşıncaya kadar karıştırın. Saçlarınızı üzerindeki kimyasal ürünlerden arındırmak amaçlı yıkayın ve kurutun. Ardından maskeyi bir tarak ya da bir boya fırçası yardımıyla kökten uca tüm saçlarınıza yedirerek sürün. Başınızı bir folyoyla sararak veya bone geçirerek 1,5 saat kadar bekletin..

orta saç modelleri 

karamel saç modelleri 

saç renkleri 

sıkılmadınız mı artık bu eski saç modellerinden yeni birşey denemeyi düşünmüyor musunuz?

saç modelinizi ve saç renginizi değiştirmenize yardımcı olacak bir model tavsiye ediyoruz.sac-renkleri2 sac-renkleri

CİLT BAKIMI

 
vücut tipleri ve vücut şekilleri

Kimimizin cildi kurudur, bazılarımızın yağlı, büyük çoğunluğumuzun karmadır. Tabii bu sıfatlar alnımızda yazmaz. Ayrıca bu cilt tipleri her zaman tek bir özellik içinde sınırlı kalmaz.

Biz bunları zorunlu olarak böyle sınıflasak da, gerçek hayatta biraz daha karmaşık, anlaşılması daha güç ciltlerle karşılaşırız. Cildimize bakmak, korumak, geliştirebilmek için onu iyi tanımalıyız. Biliyorsunuz, cilt bakım ürünleri hiç de ucuz değildir. Bu bizim zaafımız, hepimiz razı geliyoruz. Her birimiz kendi gücümüz oranında ciddi bir bütçeyi bu ürünlere ayırıyoruz. Ama doğru seçim yapmamışsak, pek yararını göremiyoruz. Üstelik faydası bir yana, bize zararlı bile olabiliyor. Cildimizin güzelleşmesini beklerken, yepyeni sorunlarla karşılaşmamıza yol açabiliyorlar. Cilt tipimiz genellikle kalıtsaldır. Buna rağmen zamanla değişebilir. Güneş, çevre kirliliği, kapalı mekanlarda yaşamak, kaloriferlerin havayı kurutması, sağlıksız beslenme, yanlış sabunlar, kalitesiz veya yanlış bakım ve makyaj ürünleri, en güzel, en normal cildin bile bozulmasına yol açabilir.

Cilt tipi zamanla değişebilir

Günlük bakım ürünlerinizi ve makyaj malzemelerinizi seçerken dikkatli olun. Cildin değişkenliğini ve hassasiyetini dikkate alın. En iyisi, ürünleri tek tek alın ve cildinize iyi gelip gelmediğine hemen karar vermeyin. En kaliteli kremleri kullandığınızı düşünürken, bir bakarsınız ki, cildiniz tepki göstermeye başlamış! Kuşkusuz bu değişimleri, tepkileri, etkileri en iyi kendiniz takip edebilirsiniz. Bugünkü yazımda, cildinizi anlamanız ve ona daha iyi bakmanız için bazı temel bilgiler vermeye çalışacağım. fondötenleri tercih edin.

Kuru Cilt

Özellikleri: Kuru ciltte yağ ve ter salgılaması son derece sınırlıdır. Böyle ciltler, yıkandıktan sonra gerilir, kolayca kızarır. Kırışmaya çok müsaittir. Özellikle göz çevresi erken yaşta kırışır. Cilt yüzeyindeki aşırı kuruluk, cildi bakterilere karşı koruyan asit mantonun dengesini bozar. Bu nedenle, kuru ciltler çok hassas olur. Kalıtımdan başka, hormonal sorunlar, özellikle menapoz ve guatr hastalığı, cildin kurumasından sorumlu olabilir. Bunların yanı sıra, güneşlenme merakı, yeteri kadar su içilmemesi, aşırı soğuk ve sıcak hava, hatalı bakım ürünleri de cildin kurumasına yol açar.

Bakımı: Uygun bir nemlendirici ve gece kremleri, kuru ciltleri rahatlatır, besler ve dengeler. Bu tip ciltlerde yüzde 15-30 oranında yağlı kremler kullanılabilir. Özellikle hayvansal ya da bitkisel yağlar içeren, mineral veya kollajen benzeri ürünler, C-E vitaminleri, Qenzim-10, östrojen, soya yağı ve yeşil çay katkılı nemlendiriciler, kuru ciltleri çok rahatlatır. Öte yandan bol su içilmesi ve sert temizleyicilerden, sabun ve şampuanlardan sakınılması gerekir. Makyaj yaparken cildinizi daha fazla kurutmamak için yağ veya su bazlı fondötenleri tercih edin.

Yağlı Cilt

Özellikleri: Hem soluk, hem de parlak görünürler. Geniş gözenekleri, siyah noktaları ve benekleri ile sivilce oluşumuna müsaittirler.

Bakımı: Yağlı ciltle baş etmek zordur. Bu konuda yapılan en büyük yanlış, yağlı ve akneli ciltleri nemsiz bırakmaktır. Oysa bu tip ciltlerin yağını dengelerken, nemini korumak çok önemlidir. Güneş ise cildinizi kurutmaktan başka işe yaramaz. Akneli dönemlerde cildinizde kalıcı lekeler bırakabilir. En iyi dostunuz sprey şeklindeki yağsız güneşten koruyuculardır. Sabun yerine temizleme losyonlarını kullanabilirsiniz. Sabunlar risklidir. Sabundan vazgeçemiyorsanız aşırıya kaçmayın, ılık su kullanın ve cildinizi izleyin. Kuruma başlarsa üründen vazgeçin. Yağsız (oil-free) ürünlerde nem çekici ve koruyucu maddeler bulunur. Yağ oranını dengeleyen (oil-control) ürünlerde ise pudra, kil veya polimer bulunur. Bunlar cildin fazla yağını emer.

Karma Cilt

Özellikleri: En sık rastlanan cilt tipibudur. Çoğu insanın cildi, karma cilde yakındır.İsminden de anlaşılacağı gibi yağlı ve kuru cildinkarışımıdır. 'T' bölgesi; yani alın, burun ve çenebölgesi yağlı, göz çevresi ve yanaklar ise kurudur.

Bakımı: Karma ciltler için uygun bakımürünlerini bulmak zordur. Dengesi çabukbozulur. Örneğin, ağır bir nemlendiricikullanıldığında cilt hemen sivilcelenir. Tahrişedici bir temizleyici kullanılırsa, yanaklardapullanma başlar. En doğru çözüm, yağlı ve kuru bölgeler için ayrı ürünler kullanmaktır.

Banyoda inci taneleri sayesinde güzelliğinize tekrar kavuşacaksınız! Uygulaması kolay olan bu yeni aromaterapi yöntemi sayesinde günlük stresinizden kurtulabileceksiniz. Banyolarınızın yeni trendi; banyo incileri...

Stresli ve yorgun bir günün sonrasında yapılan güzel bir banyo günün yorgunluğunu atmanın tek yolu. Eskiden bir vücut şampuanı ile geçiştirdiğimiz hijyen ve rahatlama ihtiyacı şimdi banyo incileriyle hem banyo yapıp hem de kendi kendinize aromaterapi uygulamanızı sağlıyor.

Kolay uygulanabilen bu doğal aromaterapi yöntemi, yorucu bir günün sonunda stresten kurtulmanızı sağlıyor. İçerisinde bulunan hoş kokulu doğal yağ özleriyle rahatlamanızı sağlayan bu ürünler şimdi banyoların yeni trendi. Misket şeklindeki bir ya da iki kapsülün küvet suyunun içine atılmasıyla kullanılan banyo incileri vücudu nemlendirme özelliğine de sahip. Misket şeklindeki kapsüllerde oluşan banyo incilerini aynı zamanda güzel bir banyo sonrası tüm vücudunuza krem gibi sürerek de kullanabilirsiniz.

Kokusu uzun süre etkili olan banyo incileri, doğal meyve ve bitki özlerinden oluşuyor. Hindistan cevizi, yulaf sütü, şeftali, kayısı, böğürtlen, frambuaz, mandalina, tutku meyvesi, vanilya, incir, fıstık, kakao, domates, yeşil elma, sedir ağacı gibi birçok seçenekte sunulan banyo incileri günlük hijyen ihtiyacını karşılıyor.

Doğal bir aromaterapi yöntemi olan bu ürünler hoş kokuları ile ruhsal bir rahatlama sağlıyor. Aynı zamanda banyonuzda renkli bir aksesuar olarak da kullanabileceğiniz bu ürünler vücut bakımına ve banyosuna önem veren birçok kadının gözdesi.

yüz makyajı

Tek bir adımda güneşin altın rengini yüzünüze ve vücudunuza taşıyan fondöten ve pudralar, kolayca kalıcı bir bronzluk sağlayan hızlı bronzlaştırıcılar ve son dokunuş için pırıltılı kremler.

En yeni kozmetik ürünleri, bronzluk hayalinizi güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmadan da gerçekleştirmeniz için adeta ambalajda sunuyor.

Bronz bir tenin güzelliği tartışılamaz... Hele güneşlenmeden sonraki birkaç gün, nasıl da cildimiz parlak, yüzümüz canlı, sağlıklı bir görünüm alıyor. Güneşlenmek ve sağlıklı görünüm... Aslında birbiriyle o kadar çelişkili, tezat iki kelimeden bahsediyoruz ki...

Güneşlenme ve bronzlaşma bizi görünürde güzelleştirse de gerçekte bir o kadar da sonradan giderilmesi çok zor zarar veriyor. Güneşin bu zararlı ışınlarından korunmada koruyucu güneş kremlerinin büyük rolü var. Ama pek çok uzman sağlıklı bronzlaşma diye bir şeyin asla söz konusu olamayacağından, zaten bronzlaşmanın, tenin koyulaşmasının bile başlı başına cildin zarar görmesi anlamına geldiğinden söz ediyor. Bu uzmanların anlattıklarına göre, bronzlaşma cildin savunma mekanizmasının harekete geçmesinden başka bir şey değil. Melanin hücreleri, birer perde gibi görev yaparak zararlı ışınları engelliyor, alttaki hassas tabakaları koruyorlar. Bu arada zarar gören hücreler de cildin üst yüzeyine çıkıyorlar. Böylece cildin en üstünde sert, kalın bir deri tabakası oluşuyor. Kurumaya çok müsait bu deriyle cildimiz de olduğundan yaşlı görünebiliyor. Yani bronzlaşmak, hele bunu bir alışkanlık haline getirmek kısa süreli bir güzelliğin arkasından problemli bir cildin ve erken yaşlanmanın söz konusu olması anlamına geliyor. Peki tüm bunlar, bronzlaşmaktan vazgeçip yaz-kış beyaz bir tenle dolaşmamızı mı gerektiriyor? Tabii ki hayır. Neyse ki, yepyeni kozmetik ürünler, sadece birkaç dokunuşla en doğal şekilde bronz bir görünüme kavuşmamızı sağlıyor. Bunların arasında hızlı bronzlaştırıcı kremleri, vücut ve yüz fondötenlerini, pudraları saymak mümkün. Bu yılın sürprizi renkli sprey ve mendiller de tenimizi anında bronzlaştırarak bu işe yepyeni bir boyut getiriyor. Bu ürünlerin en önemli özelliklerinden biri de, tıpkı yüze uygulanır gibi vücudunuza makyaj yapmaya olanak tanıması hatta cilde bronzluk kazandırmanın yanı sıra, bacaklardaki ve sırttaki cilt kusurlarını da kapatmak için kullanılması. Bazı kurallara dikkat ettikten sonra bronzlaştırıcı ürünleri kullanmak ve tıpkı güneşte yanmış gibi doğal bir bronzluk elde etmek zor değil.

Bronz makyajın tarihçesi

Bronz makyajın da bir tarihinin olacağı aklınıza gelir miydi? Belki gelmezdi ama böyle bir şey var. Kozmetik dünyasıyla ilgili kayıtlara baktığınızda, ilk güneş kremini, ilk hızlı bronzluk sağlayan kremi kimin ürettiği görülebiliyor. Bronz tenin moda olması ve kar beyaz tenli kadınların yerini altın teniiierin almasıyla ilk güneş kremi 1935 yılında Ambre Solaire tarafından üretilmiş. Bu kremin formülünde, hindistan cevizi ve zeytinyağıyla vazelin varmış. 1979 yılında Helena Rubinstein "Weekend Bronzer" adı altında, altın renkli ve hızlı bir bronzluk vaat eden ürünü piyasaya sunmuş. 1993 yılında Shiseido'nun bronzluk veren kompakt pudrası bu alanda bir devrim yaratmış ve kadınların en hızlı, en doğal ve zararsız şekilde bronz bir tene sahip olmalarını sağlamış.

Bronz makyaja hazırlık

Her şeyin olduğugibi bu işin de bazı püf noktaları var. Aksi takdirde doğal bir bronzluk yerine parça parça lekeli bir tenle baş başa kalmak işten bile değiy. Öncelikle cilt bronz makyaj için iyice hazırlanmalı. Hazırlık için yapılabilecek en etkili şey peeling. Özellikle hızlı bronzlaştırıcı kullanacaksanız, bir sonraki ölü derilerin atılma evresini geciktireceğiniz için bronzluğunuzun daha uzun dayanmasını sağlayabilirsiniz. Bronzlaştırıcı ürünü temiz ve kuru cildin üzerine, avuç içlerinizle geniş daireler halinde uygulayabilirsiniz.

Altın bir ten

Bronzlaştırıcı fondöten ve pudraların uygulanmasına gelince. Tabii ki en önemli kural temizlenmiş, ölü derilerden arındırılmış ve iyi bir şekilde nemlendirilmiş cilde uygulamak. Bu konuda, dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir nokta da, makyajın aydınlık bir yerde, yeterli bir ışık altında yapılması. Farlar, rujlar ve diğer makyaj malzemeler söz konusu olunca tüm makyözler altın pırıltıları içeren farlara parlatıcıların bronz tenle çok iyi gittiği düşüncesini paylaşıyor. Senenin modası su yeşili ve turkuvaz farlarla gözlerinize çarpıcı bir bakış kazandırmanız mümkün.

Vücuda makyaj

Kısa bir zaman öncesine kadar vucudumuzu güneşsiz bronzlaştırmak istediğimizde tercih edebileceğimiz iki seçenek vardı; ya solaryuma girmek ya da otobronzanları kullanmak. Şimdi, vücut için özel fondötenler, pudralar ve renkli spreyler var. Özellikle renkli spreyler, birkaç dakika içinde muhteşem bronz bir vücuda sahip olmanızı sağlıyor.

Saç ve cilt bakımı ile makyaj yapımının incelikleri konusunda söylenen her şeyi unutun... Bütün kadınların ihtiyacı olan basit ama çözüme ulaştıran bu güzellik tüyoları ile bakımlı ve etkileyici bir görünüme kavuşmanız hiç de zor değil!

Güzellik ve bakım üzerine çok şey yazılıp çiziliyor... Eğer siz de bu kadar öneriden hangisini değerlendirmem gerekiyor diyenlerdenseniz, Cosmopolitan dergisinin ekim sayısında sayfalarına taşıdığı tüm zamanların en gözde güzellik önerilerine göz atın. Saç bakımında uygulanması gereken basit önerilerden hangi göz tipine hangi makyajın yapılması gerektiğine, en etkili cilt bakımı sırlarından büyüleyici görünen dudaklara kadar verilen ufak püf noktaları ile harikalar yaratacaksınız...

Evde Tasarruf Yöntemleri



Evde Tasarruf Yöntemleri



Zaman ekonomi zamanı, ev işlerinde de dikkatli olmalısınız...

Zaman ekonomi zamanı olduğuna göre her şeyde olduğu gibi ev işlerinde de dikkatli olmalı ve tasarruf yapmanın püf noktalarını göz önünde tutmalısınız.

Geçim zorlukları nedeniyle özel ihtiyaçlarınızdan kısıyor olabilirsiniz fakat bunun yeterli olmadığını düşünüyorsanız ev işlerinde de tasarruf yapmanın yollarını bilmelisiniz. Böylece hem aile bütçesine katkıda bulunur hem de para biriktirme şansı yakalayabilirsiniz.


Bulaşık makineleri

- Bulaşıkları, bulaşık makinesine koymadan önce soğuk suda çalkalayın.

- Makineyi yarı dolu veya aşırı dolu şekilde kesinlikle çalıştırmayın.

- Yaz aylarında ısıyı ve nemi azaltmak için sabah veya akşam saatlerinde yıkama yapın. Bulaşıklar için maksimum 60 derece su sıcaklığı yeterlidir.

- Makine çalışırken mümkünse banyo ve mutfakta aşırı su kullanmayın.


Çamaşır makineleri

- Çamaşır makinelerini tam doluyken çalıştırın.

- Çamaşırları yıkarken sıcak su yerine ılık su kullanın. Elektrik enerjisinin yüzde 90'ı suyu ısıtmada harcanır. 30-40 derece su sıcaklığı, çamaşır için en uygun sıcaklıktır.

- Çamaşırlar için doğru programı seçin. Çamaşırları aşırı kurutmayın. Fazla harcanan enerjinin yanında aşırı kurutma elbiseyi tüylendirir ve yıpratır.

- Aşırı köpüren deterjan kullanmayın. Az veya fazla miktarda deterjan kullanımı verimsiz temizleme demektir.

- Her yıkamadan sonra kurutucudaki filtreyi temizleyin.

- Soğuk suda temizleme yapan deterjanlar kullanın.


Buzdolabı ve derin dondurucular

- Dolabınızı, soba, radyatör, bulaşık makinesi ve ocak gibi ısıtıcı kaynaklardan uzak yerlere yerleştirin böylece enerji tüketiminizi yüzde 10-15 oranında azaltabilirsiniz.

- Buzdolabının sıcaklığını +5 derecede, derin dondurucunun sıcaklığının ise -18 derecede tutmak gereklidir çünkü daha düşük sıcaklık enerji israfıdır.

- Yemeklerinizi dolaba koymadan önce oda sıcaklığında soğutun. Buzdolabının kapılarının hava sızdırmaz olmasına dikkat edin. Sızdırmazlık kontrolü için beyaz temiz bir kâğıdı, kapı contası ile dolap kabinesi arasına koyun ve kapatın. Eğer kâğıt çok kolayca çekilebiliyorsa, buzdolabınız veya derin dondurucunuz hava alıyor demektir.

- Derin dondurucuda buz kalınlığının 7 milimetreden fazla olmasına müsaade etmeyin. Dolabın altında veya arkasında bulunan bobinleri yılda iki defa temizleyin. Temizlemediğiniz zaman, yüzde 25 daha az fazla enerji tüketerek ancak uygun sıcaklığı elde edebilirsiniz.

- Buzdolabını evinizin en sıcak yerine koyarsanız toplam enerji tüketiminiz yüzde 25 artar. Derin dondurucudan alacağınız bir kase buz parçasını dolabınızın ortasına koyun. Böylece 3-4 gün süre ile yüzde 5 daha az enerji harcarsınız.

- Buzluktan çıkardığınız yiyeceği dolapta eritin, bu durum dolabınızın daha az enerji harcamasını sağlar.


Ütü

- Ütü alırken kurutucu gücü düşük, buhar kapasitesi yüksek olanları seçmek daha az enerji tüketmenizi sağlayacaktır.

- Ütü yapmadan önce çamaşırlarınızı düzgün şekilde askıya asın. Bu çamaşırlarınızı ütülerken daha az enerji harcamanızı sağlar.

- Çamaşırların nemli olarak ütüleyin, buhar ve termostatlı ütülerin kullanılması enerji tasarrufu açısından önemlidir.

- Ütüleme işinin bitimine yakın ütüyü prizden çekin ve son parçayı ütünün içinde kalan ısıyla bitirin.

- Ütüleme işini, ütüyü yeniden ısıtmak gerekmeyecek şekilde yapmayı planlayın.


Saç kurutma makinesi

- Saçlarınızı havlu ile iyice kuruladıktan sonra saç kurutma makinesi kullanın. Böylece daha az enerji harcarsınız.

- Unutmayın, saç kurutma makinesinin10 dakika çalışması 60 watt'lık bir lambanın 3 saat yanmasına eşdeğer elektrik tüketir.


Ocak, fırın ve yemek pişiriciler

- Yemek pişirirken düdüklü tencere kullanın. Bu yolla hem enerji tasarrufu sağlayacak hem de yiyeceklerinizin besin değerini korumuş olacaksınız.

- Yemeklerinizi ocakta pişirmeyi tercih edin. Ocaklarda yemek pişirmek, fırında yemek pişirmekten daha ekonomiktir.

- Tencerede pişirdiğiniz yiyecekler kaynama sıcaklığına ulaştığında, ocağın alev ayar düğmesini en kısık pozisyona getirin, yüksek ateşte kaynama yiyeceğin pişmesini hızlandırmaz.

- Pişirme işlerinde alt kısmı düz olan tencere ve tava kullanın. Bu, ısınma süresini kısaltır.

- Büyük bir ateşin üstüne küçük kap koymayın. Aksi durumda enerji kaybına neden olursunuz. Ayrıca kabın altının temiz olmasına dikkat edin.

- Yiyeceklerinizi ağzı açık kaplarda pişirmeyin. Kapalı kaplar içinde yemek daha çabuk pişer, dolayısıyla daha az enerji harcanmış olur. Kapaksız kapla yemek pişirirken 3 kat daha fazla enerji tüketirsiniz.

- Fırında, bir yerine birden fazla yemek pişirmeye çalışın. Düşük sıcaklıkta pişeni diğerlerinden önce çıkarıp, fırının sıcaklığını düşürüp, yükseltmeden daha az enerji harcayın.

- Fırınınızda gerekli olmadığı durumlarda ön ısıtma yapmayın. Ön ısıtma yapmanız gerekiyorsa 10 dakikayı geçirmeyin.

- Mikrodalga fırınlar da pişirme ve ısıtma süreleri çok kısadır (pişirme 10-15 dakika, ısıtma 2-3 dakika). Klasik fırına göre yaklaşık yüzde 50-60 daha az enerji tüketerek önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlarlar.

- Yiyecekleri küçük parçalara bölerek pişirin veya ısıtın. Bu, pişirme sürenizi kısaltacaktır.

- Yemekleri pişirirken çok fazla su kullanmayın. Yemeğin üstünü kaplayacak kadar su yeterlidir. Fazla miktarda su kullanmanız daha fazla enerji harcamanıza neden olur.

- Donmuş bir yiyeceği fırında pişirmeden önce çözülmesini sağlayın.

- Tüketeceğiniz miktarda yemek pişirin. Alım gücü düşüyor, gelir dağılımı bozuluyor.

Evliliğin Anahtarı Seks





Mutlu evliliğin anahtarı sağlıklı bir cinsel hayata sahip olmaktan geçiyor, ancak sihirli kelime "anlayış"ı göz ardı etmemek kaydıyla...

Uzun ve sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşamın rolü nedir? Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir. Genellikle evliliklerden büyük beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu beklentilerle uyuşmazsa, eşlerden biri veya her ikisi hata yaptığını düşünebilir.

İyi bir evlilik romantik mi olmalı?
Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları olabilir. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin aşkı hissettikleri ve hissetmedikleri zamanlar vardır. Ama aşkı hissetmemek, onun orada olmadığı anlamına gelmez. Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü, ne de yeteneği yeterli olur. Mutluluk kişinin içinden gelir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü bulunur, ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.

Sevgi bütün sorunların üstesinden gelebilir mi?
Evliliğin daima ilgiye ihtiyacı vardır. Eşler birbirlerinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine tutarlı bir şekilde yaklaşır ve ilişki içerisindeki değişikliklere adapte olabilirlerse, o zaman aşk ve sevgi süreklilik kazanır ve sorunlar daha kolay aşılır. Daha sağlıklı bir cinsel birliktelik de o zaman ortaya çıkar. Bir eşin ne kadar zeki veya güçlü kişisel özellikleri olursa olsun, eşinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Duygusal, fiziksel, sosyal ve finansal ihtiyaç ve beklentilerin açık bir şekilde sözel olarak iletilmesi gerekir.

Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir?
Evlilikte çatışmalar ve kargaşalar kaçınılmazdır, ancak bu çatışmalar evliliğe zarar vermek zorunda değil. Eşlerin geçmişlerine, büyüdükleri ortamlara ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak farklı görüş açıları ve farklı duyguları olabilir. Ancak bu farklılıklar bir eşin doğru, diğerinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Sadece eşlerin birbirinden farklı düşünce ve duygulara sahip oldukları anlamına gelir. Çatışmalar, eğer uygun bir şekilde çözülürse, ilişki için sağlıklı bile olabilir. Çünkü eşler birbirlerinden yeni fikirler ve yeni bakış açıları öğrenebilir. Önemli olan; iki farklı insanın uyum içinde birlikte yaşayabilmesi.

Horluyor Diye Sakın Yatağınızı Ayırmayın!



Horluyor Diye Sakın Yatağınızı Ayırmayın!

Basit bir uyku sorunu olarak görülen ve çoğu zaman ihmal edilen horlama, cinsel hayata darbe vuruyor. Çiftlerin horlama nedeniyle yataklarını ayırması; cinsel isteksizliğe, erkeklerde ise iktidarsızlığa bile neden olabiliyor

Boşanma nedenleri arasında son zamanlarda oranı giderek artan horlama; pek çok çiftin kabus dolu geceler yaşamasına yol açıyor. Bosphorus İnternational Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Fuat Güder, horlamanın en büyük darbeyi çiftlerin cinsel hayatına indirdiğini söylüyor.

"Horlayan ve uyku apnesi olan hastalarda cinsel istekte ve fonksiyonda azalmalar oluşuyor" diyen Güder, şöyle devam ediyor: "Horlama ve uykuda nefes durması olan uyku apnesi testesteron seviyesini düşürüp, cinsel istekte yüzde 25 azalmaya neden oluyor. Yapılan araştırmalarda, horlama sorunu yaşayanların yüzde 25'inin nadiren cinsel ilişkiye girdikleri belirlendi. Bu nedenle horlamanın oluşturduğu gürültü ve cinsel isteklerdeki azalma, evliliklerde boşanmalara kadar giden sonuçlar doğuruyor."

PARTNERİNİZE KIRICI OLMAYIN
Horlama nedeniyle sorun yaşayan çiftlerin en çok yaptıkları hatanın ise tedaviye başlamak yerine yataklarını ayırmak olduğunu anlatan Dr. Güder, "Bu da erkekleri iktidarsızlığa kadar sürüklüyor" diyor. Horlamanın ciddi bir hastalık olduğunu vurgulayan Güder, çiftleri uyarıyor: "Partnerler birbirlerine yaklaşırken horlamanın kesinlikle bir hastalık olduğunu unutmamalıdır. Horlayan hastayı, özellikle uyku apnesi varsa, ikna etmek zor olabilir. Bu yüzden kırıcı olunmamalıdır."

ESTETİK BİR SORUN DEĞİL
Kişilerin günlük hayatını sabah dinlenmeden kalkma, baş ağrısı ve huzursuz uyuma problemleriyle çekilmez hale getiren horlama, aslında birçok hastalığa da zemin hazırlıyor: Hipertansiyon, çarpıntı, sinirlilik, gece uyunamadığı için gündüzleri uyuya kalma, vücudun dinlememesi, dikkat eksikliği ve kronik yorgunluk...

Türkiye'de 35 yaş üzeri erkeklerin yüzde 30'dan fazlasının aralıklı veya sürekli horlama sorunu yaşadığını belirten Dr. Fuat Güder, kadınlarda da yaşlılıkla başlayan hormonal değişimler sonrasında horlamanın gözlendiğine dikkat çekiyor. "Horlama kesinlikle estetik bir sorun değil, ciddi bir hastalıktır" diyen Dr. Güder, tedavi süreciyle ilgili şu bilgileri veriyor: "Detaylı bir Kulak Burun Boğaz (KBB) muayenesinden sonra, hasta objektif bir değerlendirme için uyku testine alınır. Uyku laboratuvarında yapılan uyku testi sonucunda cerrahi bir müdahale gerekiyorsa kombine bir tedavi yaklaşımı uygulanır. Sırtüstü yatmama, başın yükseltilmesi, alkol alıp yatmama, yemekten en az iki saat sonra yatma ve kilo verme gibi tavsiyelerde bulunuyoruz."

RADYOFREKANSLI ÇÖZÜM
Horlamanın cerrahi tedavisinde klasik anlayışın dışında kombine bir tedavi yaklaşımı uygulanması gerektiğini ifade eden Dr. Güder, 'radyofrekans yöntemi'nin hayli başarılı sonuçlandığını kaydediyor: "Yapılan muayene ve tetkikler sonucunda sarkık ve ince yapılı yumuşak damak horlamaya sebep oluyorsa, radyofrekans yöntemi tercih edilir. Çoğunlukla lokal anestezi ile uygulanan bu işlemde; yumuşak damağın gerginleştirilmek istenen bölgelerine özel bir cihaz ile radyo dalgaları uygulanır. Radyo dalgalarının yumuşak damak dokusu içinde oluşturduğu etki, zamanla damağın gerginleşmesini sağlar. Hasta yarı oturur pozisyonda iken yapılan işlem yaklaşık 5 dakika sürer. Her uygulamada tedavi etkisinin ortaya çıkması için 6 hafta geçmesi gerekir ve çoğunlukla 2 ay aralıklarla olmak üzere 2 veya 3 defa uygulama gerekir. Uygulamalardan sonra birkaç gün süreyle hafif dereceli ağrı hissedilebilir. Küçük dile ait problemlerde de radyofrekans yöntemiyle küçük dili küçültme işlemi yapılabiliyor. Dil köküne ait problemlerde ise dil kökünü öne çekici ameliyatlar gerçekleştirilebilir."
kadın diyet,Kadın Hayat, Kadın, Güzellik, Moda, Magazin, Diyet, Makyaj, Sağlık, Evliliki, Kadın Sağlığı, Mutfak, Bebek, Doğum, Yemek Tarifleri, Dünya Mutfağı, sağlığı,astroloji,makyaj,güzellik,kadınlar,cinsellik,moda,magazin,ev dekor,aşk,evlilik,stil,kadın olmak,cilt bakımı, gelinlik modelleri, abiye, damatlık, hüsniye moda, husniye gelinlik, ve gelin aksesuarları, gelinlik abiye toptan, Parfüm, Estetik, Diyet, Makyaj, yaz Modası, giyim, bayan giyim, erkek giyim ,kadın, giyim kadın, iç giyim ,mango giyim ,marka giyim ,moda giyim ,online giyim ,rap giyim ,sarar giyim ,tekstil giyim ,tesettur giyim, ucuz giyim ,çocuk giyimi,cilt,saç,tırnak,bakımı, Ergenlik, Ergenlik Dönemi,